<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>&#124; Avcılık.org  &#124;</title>
	<atom:link href="http://www.avcilik.org/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.avcilik.org</link>
	<description>&#124; Av &#38; Avcılık Siteniz &#124;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Feb 2011 05:33:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	
		<item>
		<title>Çeşitli Balık Türleri</title>
		<link>http://www.avcilik.org/?p=49</link>
		<comments>http://www.avcilik.org/?p=49#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Feb 2011 09:16:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Su & Balık Avcılığı]]></category>
		<category><![CDATA[Balık]]></category>
		<category><![CDATA[Çeşitli Balık Türleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.avcilik.org/?p=49</guid>
		<description><![CDATA[KIRMA MERCAN ( Pagellus acerme ) Mercan ailesindendir. 0 &#8211; 400 m. bazende 700 m. derinliklere inebilmektedir, yaşam çevresi taşlık, kayalık ve dibe yakın yerlerdir. Boyları 35 &#8211; 40 cm. ye ulaşabilir,eti beyaz, gevrek ve lezzetlidir. Marmara, Çanakkale Boğazı ve Ege de bolca bulunur. Ekonomik değeri yüksektir. Denizlerdeki ısıya göre ilkbahardan başlayarak Ağustosa kadar üremeleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KIRMA MERCAN ( Pagellus acerme )<br />
Mercan ailesindendir. 0 &#8211; 400 m. bazende 700 m. derinliklere inebilmektedir, yaşam çevresi taşlık, kayalık ve dibe yakın yerlerdir. Boyları 35 &#8211; 40 cm. ye ulaşabilir,eti beyaz, gevrek ve lezzetlidir. Marmara, Çanakkale Boğazı ve Ege de bolca bulunur. Ekonomik değeri yüksektir. Denizlerdeki ısıya göre ilkbahardan başlayarak Ağustosa kadar üremeleri sürer. Etçil balık olan Mercanlar çeşitli küçük balıklar, kabuklular ve omurgasızlarla beslenir.<br />
LÜFER ( Pomatomus saltor )<br />
Gezici balıklardan olan Lüfer Karadeniz ile Ege denizi <span id="more-49"></span>arasında dolaşır. Büyüme aşamaları içinde değişik isimler alır. Buna göre;<br />
Boyları 10 cm ye kadar olanlar Defneyaprağı, 15 &#8211; 18 cm. ye kadar olanlar Çinakop,<br />
18 &#8211; 25 cm. ye kadar olanlar Sarıkanat, 28 &#8211; 35 cm. ye kadar olanlar Lüfer,<br />
35 cm. den fazla olanlara Kofana adı verilir.<br />
Seyrek olarak Kofanaların 60 cm. yi aştığı hatta 1 m. ye ulaştığı görülmüştür. Lüfer sonbahar &#8211; kış aylarında en lezzetli ve olgun devrini yaşar. Yaz ortalarından Sonbahara kadar da kışlamaya geçerler. Ilık suların 10 &#8211; 200 m. derinliklerinde yaşar. Üremeleri Bahar sonu ve Yaz başıdır. Kademeli olarak 60 &#8211; 80 000 yumurta verir. Bol verimliliği ve etinin lezzetiyle ekonomik değeri çok yüksektir.<br />
MÜREN ( Mürenea helena )<br />
Merina balığı da denir. Boyları 2 m. yi hatta daha da fazla olabilir. Etçil ve yırtıcı bir balıktır. Ürkütüldüğü veya tahrik edildiğinde fazla saldırgan olup çevresindeki insanlar için tehlikeli olur. Avlanmasının tehlikesi ve denizlerde az bulunması sebebiyle fazla ekonomik sayılmaz. Ancak eski Roma çağlarından beri etinin çok lezzetli oluşu bilinmektedir. Bütün denizlerimizin az derinliklerinde ve kuytu yerlerde yaşar. Üremeleri İlkbahardan başlayarak Sonbahara kadar sürer.<br />
ÇİTARİ ( Boops salpa )<br />
Karagöz ailesinden bir balıktır. Sarpan balığı da denir. Boyları 45 cm. olabilir. Görüntüsü çok güzel fakat eti lezzetsizdir. Bu nedenle fazla ekonomik değer taşımaz. Marmara, Ege ve Akdeniz&#8217; de bol, Karadenizde seyrek rastlanır. Yaşam karakteri ve üremeleri Karagöz cinsi balıklarda olduğu gibidir.<br />
SARIAĞIZ ( Argyrosomus regius )<br />
Sıcak ve ılık denizlerde 100 &#8211; 150 m. derinliklerin taşlık, mercan, kayalık bölgelerinde yaşar. Etçil bir balıktır. Kendinden küçük ne bulursa yer. Ortalama boyu 50 &#8211; 60 cm. en çok 2 m. ve 75 kg. olanlarına da rastlanır. Etinin lezzet ve verimliliği ile bolca avlanılmasından dolayı ekonomik değeri yüksektir. Fazla gezici bir balık değildir. Denizin ısı şartlarına göre bahar ortalarından Ağustosa kadar üremelerini sürdürürler.<br />
KARAGÖZ ( Diplodus vulgaris )<br />
Bütün denizlerimizde, çoğunlukla Marmara ve Ege de ılıman suların kayalıklarında yaşayan, bol bulunan ve sevilen yerli balıklarımızdandır. Sürüler halinde yaşar. Suların ısı şartlarına göre bahar aylarından Ağustosa kadar üreme yapar. Çeşitli türleri denizlerimizde yaşar. Kuyruğu lekeli ve çizgili olanı İsparoz/İspari olarak tanınır. Lezzetli eti ve bol avlanmasıyla ekonomik değeri yüksek bir balıktır.<br />
UÇAN BALIK ( Exocoetus volitans )<br />
Güney Ege ve Akdenizde dibe inmeden deniz yüzeyinde yaşar. Planktonlar, omurgasızlar ve yavru balıklarla beslenir. Gümüş ve Kefal&#8217;e benzer. Boyu 20 &#8211; 30 cm. olabilir. Bazen büyük balıklardan kurtulmak, bazen de 80 km. yi bulan yüzme hızı gereği, su yüzeyinden 25 &#8211; 50 cm yükselip. Büyük kanatlarıyla 2 &#8211; 13 sn. ve 50 &#8211; 250 m. lik planör uçuşları yapar.<br />
AY BALIĞI ( Mola mola )<br />
Pervane balığı da denir. Okyanuslar ve Akdenizin açıklarında uzun göçler yapmadan, bazen derinlerde, bazen de su yüzeyinde yan yatarak dolaşır. İyi yüzemeyen hareketsiz bir balıktır. Deniz anaları, Ahtapot, Mürekkep balığı ve diğer balıklarla beslenir. 2,5 &#8211; 3 boydan 1500 kg. ağırlığa erişip 20 &#8211; 25 yıl yaşayabilir. Bahardan yaz sonlarına kadar 300 milyona varan yumurta döker. Bu yumurtaların çoğu diğer balıklara yem olur. Eti lezzetsiz ve kötü kokulu olduğu için insan besini yönü ve ekonomik değeri yoktur.<br />
LAHOZ / GRİDA ( Epinephelus acneus )<br />
Ege ve özellikle Akdenizde yaygın bulunan, boyları 1 m. olabilen bir Hani türüdür. Fazla derinlere gitmeden kayalık, taşlık veya çakıllı alanlarda yaşar. Oldukça yırtıcı, etçil bir balıktır. İrili ufaklı her türlü kabuklular, omurgasızlar ve küçük balıklarla beslenir. Mayıs &#8211; Haziran arasında üreme yapar. Akdeniz&#8217;in eti çok lezzetli, şöhretli balıklarındandır. Ancak ekonomik değeri bölgeseldir.<br />
BERLAM ( Merluccius merluccius )<br />
Ilık denizlerin orta sularında yaşar. Ege, Marmara ve Akdeniz&#8217;de yaygın, Karadeniz&#8217;de seyrek bulunur. Gündüzleri 80 &#8211; 300 m. ye varan sularda, gezinip geceleri avlanmak için kıyıya ve yüzeye yaklaşır. Kolyoz, Çaça, Hamsi ve benzeri küçük balıklarla beslenir. En çok 80 &#8211; 100 cm. boy ve 10 kg. ağırlığa erişebilir. Mayıstan Ağustosa kadar sahillere yakın üremelerini yapar. Etinin lezzet ve kalitesi Mezgit&#8217; e eşittir. Taze olarak her mevsimde yendiği için ekonomik değeri yüksektir.<br />
AKYA ( Lichia amia )<br />
Kuzu, Çıplak, Leka ve İskender balığı olarakta tanınır. Genelde 50 &#8211; 100 cm. en çok 180 cm. ve 60 kg. ağırlıkta olabilir. Yumuşakçalar, kabuklular ve küçük balıklarla beslenerek dipte kıyılara yakın küçük sürüler halinde dolaşır. Canavar balıklardandır, çevresindeki balıkları yok edercesine yer. Geçmişte çok avlanılması nedeniyle neslinin tükenme tehlikesi vardır. Korunması gerekir.<br />
USKUMRU ( Scomber scombrus )<br />
Genelde 25 &#8211; 35 cm. olan, 40 cm. ye büyüyebilen, sürüler halinde yaşayan Marmara bölgesinin yerli balığıdır. Geçmişte Karadeniz ve Ege arasında büyük göçler yapan, eti çok lezzetli bol avlanılan Uskumru, şimdilerde ekolojik nedenlerle az rastlanan adeta tükenmiş bir balıktır. Normalde 2 &#8211; 3 yaşında olgunlaşan dişileri 350 &#8211; 400 000 yumurtasını denize bırakır. Üreme devresi Şubat &#8211; Nisan arasıdır. Planktonlar, Hamsi, Çaça gibi küçük balıklar ve yavruları temel besinidir. 8 &#8211; 10 yıl yaşar. Torik ve Kofana baş düşmanıdır. Az yağlı ve kurutulmuşuna Çiroz denir. Yaşam ortamı tekrar varolduğunda ekonomik değeri en yüksek balıklardan biridir. Atlantik&#8217; te yaşayan lezzetsiz bir türü daha vardır.<br />
KUPES ( Boops boops )<br />
Altınkuşak&#8217; ta denir. Ilıman ve sıcak denizlerde yaşar. Akdeniz Ege ve Marmara da bulunur. Marmara&#8217; dakilerin bir bölümü Karadeniz&#8217;e çıkar ve geri döner. Yosunlar, balık yavruları ve kabuklularla beslenir. Boyları 15 &#8211; 25 cm. en çok 35 cm. olur. Üremelerini bahar sonunda yapar. Karagöz ve Çitari ile aynı türdendir. Eti lezzetlidir, ancak bölgesel değeri vardır.<br />
ÇAMUKA ( Atherina hepsetus )<br />
Gümüş türündendir. fazla derin olmayan sahillerin sıcak ve ılıman sularında, kumlu veya çakıllı bölgelerde sürüler halinde ve balık yavruları, kabuklular ve yumuşakçalarla beslenerek yaşar. Suyun tuzluluk oranı ve oksijen değerine uyum gösterir. Bu nedenle göllerde bile yaşayabilir. Boyu 10 &#8211; 12 cm. en çok 16 &#8211; 18 cm. olabilir. Suların bölgesel sıcaklığına göre Nisan &#8211; Eylül arasında ürer. Beyaz ve çok lezzetli etiyle ekonomik değeri yüksektir.<br />
KOLYOZ ( Scomber japonicus )<br />
Bütün denizlerimizde bulunmakla beraber daha çok Marmara balığı sayılır. Şeklen Uskumruya çok benzer fakat ayrı bir türdür. B. Okyanusta da sürüler halinde yaşar. Küçük balıklar, yavruları ve Planktonlarla beslenir. 2 &#8211; 3 yaşında olgunlaşan dişileri Temmuz &#8211; Ağustos arası 300 &#8211; 400 000 yumurtasını denize bırakır. Eti Uskumru kadar lezzetli olmamakla beraber, taze, kuru ve tuzlu olarak bol tüketilen balıktır.<br />
FANGRİ MERCAN ( Sparus pagrus )<br />
Bir Mercan türüdür ve Trança ile büyük benzerlik gösterir. Ortalama 25 &#8211; 35, en çok 80 cmç boyda sıcak denizlerde, Güney Ege ve Akdenizde yaygın bulunan kabuklular, yumuşakçalar ve küçük balıklarla beslenen etçil bir balıktır. Taşlık ve kayalıkların mağaralı oyuklarında yaşar. Üremesi bahardan Ağustosa kadar sürer. Mercan ailesi içinde eti en lezzetli olanlardandır, ancak çok seyrek bulunduğu için ekonomik değeri bölgeseldir.<br />
HAS KEFAL ( Mugil cephalus )<br />
Denizlerimizde yaygın bulunan bir Kefal türüdür. Ortalama 30 &#8211; 50, en çok 75 cm. boyda olabilir. Bütün Kefaller gibi ürkek ve çevik bir balıktır. Açık denizle sahiller arasında gidip gelirler. Bazen beslenmek için sürüler halinde acı sulara, lagünlere, hatta nehirlerin içine girerler. Deniz dibi bitkileri ve yumuşakçalarla beslenir. Yaz aylarında üreyip 150 bin &#8211; 1 milyon yumurta verir. Beyaz etinin lezzeti ve mumlanarak pazarlanan &#8221; havyar&#8221; yumurtasıyla ekonomik değeri çok yüksektir.<br />
KEDİ BALIĞI ( Scyliorhinus canicula )<br />
Köpekbalığı ailesindendir. Sıcak ve ılıman denizlerin 3 m.&#8217; den 1000 m.&#8217; ye kadar derinliklerinde fazla göç etmeden yaşar. Kabuklular, omurgasızlar ve balıklarla beslenir. Boyları ortalama 80 &#8211; 150 cm. olur. Kuşlar gibi çiftleşip, yumurtlayarak ürer. Bahar aylarında yumurtalarını bir torba içinde kayalıklar arasına bırakır. Bir mevsimde birkaç kez yumurtlayabilir. Kuluçka süresi 15 gündür. Eti lezzetli olup yenilebilir. Ayrıca sportif avcılığı da yapılır.<br />
LEKELİ MERCAN ( Pagellus bogaraveo )<br />
Mandagöz Mercan da denir. Ege ve Akdenizde yaygındır. 100 &#8211; 300 m.&#8217; ye varan derinliklerde sahile yakınlarda kabuklular, omurgasızlar ve sualtı bitkileriyle beslenerek yaşar. Boyu 30 &#8211; 50 cm. olabilir. Hermafrodit bir balıktır. Hem erkeklik, hem de dişilik özelliği gösterir. Suların ısısına bağlı olarak bahar aylarında üreme yapar. Eti beyaz, gevrek ve lezzetlidir. Ekonomik değeri yüksektir.<br />
HAMSİ ( Engraulis encrasicolus)<br />
Karadenizin insan yaşamıyla birleşen balığıdır. Marmara da bulunur. Sürüler halinde yaşar ve 20 cm. ye kadar büyür. Ocak &#8211; Mart aylarında beslenmek için sahillere yaklaşır ve bol av verir. Gündüzleri 30 &#8211; 40 m. derinlerde, geceleri yüzeye yakınlarda dolaşır. 1 yaşından itibaren olgunluğa erişip. 18 &#8211; 20 derece sularda, 25 &#8211; 60 m. derinlikte ve az tuzlu sularda üreyip yaklaşık 40 000 yumurta döker. Etinin lezzetli ve çeşitli tüketim yönleriyle ekonomik değeri çok yüksektir. Aşırı avlanması Orkinos, Palamut, Uskumru/Torik sisteminde denge bozulması Hamsiyi de tehlikeli olarak etkilemektedir.<br />
KILIÇ BALIĞI ( Xiphias gladius )<br />
Sıcak ve ılık sularda bireysel veya çift yaşar. Açık deniz balığıdır. 800 m. derinliğe inebilir. Genelde 15 &#8211; 16 derece sularda ve deniz yüzeyinde, zaman zaman suyun dışına fırlayarak dolaşırlar.<br />
Ortalama 2 &#8211; 3,5 m. boy ve 60 &#8211; 150 kg. a kadar ağırlıkta olabilir. Boyları 4 &#8211; 5 m. ye ulaşabilir. Suların ısınmasıyla üremeleri Nisan ayından başlayarak Temmuz ayına kadar devam eder. Isı şartlarına göre Marmara ve Karadeniz arasında dolaşıp Akdeniz&#8217; e göçerler. Etçil bir balık olup sürü halindeki diğer küçük balıkları yiyerek beslenir. Ekonomik değeri çok yüksek bir balıktır. Çeşitli nedenlerle türü gittikçe azalmaktadır<br />
MAVİ KÖPEK BALIĞI ( Prionace glauca )<br />
Aynı zamanda pamuk balığı olarak ta adlandırılır. Yırtıcı köpekbalığı Harharyas&#8217; la aynı türden olan Mavi Köpek Balığı canavar cinsi cinsi balıkların en tehlikelilerindendir. Büyükleri insanlar için çok zararlı olabilir. Ön alt yüzgeçlerinin uzunluğu ile diğerlerinden ayrılır. Etobur bir hayvan olan Mavi Köpek Balığı sürü halindeki diğer küçük balıkları yiyerek beslenir. 4 m. ye kadar büyüyebilir. İlkbahar aylarında ürer. Her seferinde boyları 40 &#8211; 60 cm. arası 8 -12 yavru doğurur. Gerek endüstri ve gerekse gıda yönünden ekonomik değeri vardır.<br />
KELER ( Squatina squatina )<br />
Köpek balığı ailesindendir. Sıcak ve ılıman denizlerin 5 � 100 m. derinlerinde sahil yakınlarında veya 70 � 400 m. açıklarında, kumlu çamurlu alanlarda fazla göç etmeden yaşar. Boyu 2 m. ye ulaşabilir. Büyük ağzıyla dipteki ölü veya canlı balıkları, omurgasızlarla sürü halindeki yutarcasına yiyerek beslenir. Bahar sonu � yaz aylarında dişiler gruplar oluşturarak sahillere yakın yerlerde döllenir. 18 � 20 ay sonra tek başlarına 10 � 18 arası canlı yavru doğurur. Yüzgeçlerinin eti yenebilir, karaciğerinden yağ ve vitamin elde edilir.<br />
ÇİZGİLİ ORKİNOS ( Katswonus pelamis )<br />
Karadeniz, Marmara ve kuzey Ege ye kadar sularımızda rastlanan orkinos türlerinden biridir. Boyu ortalama 60 � 100 cm. olur. Yemlendiği balık sürülerini önüne katarak Karadeniz� e çıkar ve orada sular ısınınca üreme yapar. Bu gidiş � gelişler Karadeniz ve Marmara� daki yerli balıkların doğal dengesini oluşturur. Etinin insan gıdası olarak çeşitli değerlendirilmesi ve avcılık yönüyle aşırı tüketimi hem orkinos türünü hem de onunla akım sağlayan diğer balık türlerini tehlikeli olarak etkilemektedir.<br />
PALAMUT TORİK ( Sarda sarda )<br />
Karadeniz ve Marmara�nın en ünlü balığıdır. Bahar aylarında beslenmek için Karadeniz�e çıkıp, sonbahardan itibaren kışlamak için Marmara�ya, Çanakkale�ye kadar iner. Süratli ve iyi yüzücüdür. Sürü halindeki uskumru, kolyoz, istavrit, hamsi, sardalya gibi balıklara saldırarak yer. 18 � 20 derece sularda 400 000 den birkaç milyona kadar yumurta dökerek açık denizde ürer. Yetiştikten sonra büyümesine göre;<br />
0 � 10 cm. Vanoz � Gaco 10 � 25 cm. Çingene Palamudu<br />
30 � 35 cm. Palamut 40 � 45 cm. Kestane Palamudu<br />
50 � 55 cm. Zindandelen 55 � 60 cm. Torik<br />
60 � 65 cm. Sivri 65 � 70 cm. Altıparmak<br />
70 cm. ve üstü Peçuta olarak adlandırılır.<br />
Taze tüketimi, ihraç ve endüstri yönleriyle çok değerli bu balığın üretimindeki azalma ekonomik değerini tehlikeli boyutlara indirmektedir.<br />
BARBUNYA ( Mullus barbatus )<br />
Sıcak ve ılık denizlerin kumlu, çamurlu sahillerinde 300 m. ye varan derinliklerinde sürüler halinde yaşar. Ortalama 12 � 15 cm. den en çok 40 cm. büyür. Suyun ısı şartlarında derinlerden sahile mevsimsel göçler yapar. 10 yıl yaşayabilir. Nisan � Haziran arası 15 � 100 000 yumurta döker. Etinin lezzeti ve bol avlanmasıyla ekonomik değeri yüksektir.<br />
TEKİR ( Mullus surmuletus )<br />
Karadeniz dışında diğer denizlerimizde yazın rastlanır. Boyları 15 � 35 cm. olabilir. Kumluk, çamur veya taşlık kıyı kesimlerinin 3 m. den 100 m. ye kadar derinlerinde gidip gelerek yaşar. Diplerdeki kabuklular, böcekler ve diğer canlılarla beslenir. Yaz aylarında üreyip yapışkan yumurtalarını 10 � 60 m. derinlere bırakır. Etin lezzeti eski roma çağlarından beri namlıdır. Bol avlanılan, ekonomik değeri yüksek bir balıktır.<br />
MIĞRI ( Conger conger )<br />
2 � 3 m. boydan 50 � 60 kg.� a erişebilen, 30 yıla kadar ömrü olan, yazın sığ suların, kışın 150 m. derinliklerin taşlık, kumlu ve çamur zeminlerinde yaşayan bir balıktır. Nehirlere giremez. Sert, hareketli ve yırtıcıdır. Su içinde bulduğu her canlıyı yiyebilir. Gündüzlerini yatarak geçirip, karanlıkta avlanır. İlk ve sonbahar arası 100 � 150 m. derinlerde açık denize 3 � 5 milyon yumurta döker. Eti lezzetli ve besin değeri çok yüksektir.<br />
KUM TRAKONYASI ( Trachinus araneus )<br />
Ilık denizlerin sahil bölgelerinde 2 � 3 m. den 100 � 150 m. ye varan derinliklerde yumuşak kumlar arasında ömür geçirir. Beslendiği küçük balıklar, böcek, yumuşakça ve kurtlara karşı çok süratli bir avcıdır. En fazla 50 cm. büyüyebilir. Dikenleri trakonya gibi zehirli ve insan için tehlikelidir. Eti lezzetli olmakla birlikte tehlikesinden ötürü az avlandığı için ekonomik değeri yoktur. Kışı derin sularda geçirip Mart başından itibaren sığlara sokulup yaz sonuna kadar üreme yapar.<br />
İSPARİ/ISPAROZ ( Diplodus annularis )<br />
Bütün denizlerimizin sıcak ve ılık sahil bölgelerinde yaşayan bir Karagöz türüdür. 16 � 20 cm. �ye kadar büyüyebilir. Deniz kurtları, karides, yosunlar ve balık yavrularıyla beslenir. Göçer balıklardandır. İlkbahardan yaz sonuna kadar üremelerini sürdürür. Eti beyaz, yağlı ve lezzetlidir.<br />
KIRLANGIÇ ( Triglia lucerna )<br />
Ege, Akdeniz ve Marmaranın fazla göç etmeyen, yerli balığıdır. Kısmen Karadenizde rastlanır. Ilık denizlerin sahil yakınlarında 5 &#8211; 300 m. derinliklerin diplerinde çiftler halinde yaşar. Küçüklerine derviş balığıda denir. Ortalama 25 &#8211; 30 cm. olur. 80 cm. ve 6 &#8211; 8 kg. olanlarına rastlanır. 15 &#8211; 20 yıllık yaşamı vardır. 3 yaşında olgunlaşıp sahillerden uzakta üremelerini yapar. Küçük kabuklular, yumuşakçalar, deniz bitkileri ve böceklerle beslenir. Etinin lezzet ve yararı, Her mevsimde bulunmasıyla ekonomik değeri yüksektir. Diğer Akdeniz ve Avrupa ülkelerinde de bol tüketilir.<br />
MAZAK ( Trigloporus lastoviza )<br />
Benzerliğinden ötürü kırlangıcın küçüğü sanılır. Aynı soydan fakat ayrı balıklardır. Ortalama 20 &#8211; 25 Akdenizde yaşayanları 40 cm. ye ulaşabilir. Bütün Kırlangıç türleri gibi ılık denizlerin Kumlu zeminlerinde yaşar. Biyolojik yapısı Kırlangıçla eşittir. Taze olarak tüketilen eti Kırlangıç gibi yararlı ve lezzetlidir.<br />
DİKENLİ KIRLANGIÇ ( Aspitriglia cuculus )<br />
Kırlangıç ailesinin bir türüdür. Sırt ve ön yüzgeçlerinin sivri ve uzunluğu, yan taraflarındaki sert kabuklarla Kırlangıçtan ayrılır. Ege, Akdeniz ve Marmara da bulunur. Karadeniz&#8217;de rastlanmaz. En çok 45 cm. boyda olur. Denizlerimizde sayısı Kırlangıçtan daha azdır. Genelde 30 m. derinlikte durgun sularda yaşar. Eti lezzetli ve yararlıdır. Ekonomik değeri vardır.<br />
MELANURYA ( Oblade melanura )<br />
Mercan ailesindendir. Marmara, Ege ve Akdeniz&#8217;in 2 &#8211; 3 m. sığ sularında, su yüzeyine yakınlarda, fazla göç etmeden yaşar. Diğer Mercan türlerinden farklı olarak sualtı bitkileriyle beslenir. En fazla 30 cm. ye kadar büyür. Üremesi bahar sonuna kadar sürer, yumurtalarını denize bırakır. Mikro &#8211; planktonlarla beslenen yavrular. yaz sonunda olgunlaşır. Eti bütün Mercan ailesi gibi beyaz ve lezzetlidir. Ancak az avlanıldığı ve taze tüketildiği için ekonomik değeri fazla değildir.<br />
DİKENLİ ÖKSÜZ ( Prestedion cataphractum )<br />
İsim benzerliğine karşın Kırlangıç ailesinden soydaşlığı yoktur. Marmara, Ege ve Akdeniz sahillerinin 30 &#8211; 400 m. ye varan derinliklerinin kumlu, çakıllı ve yosun kaplı zeminlerinde yaşar. Boyları 10 &#8211; 15 cm. en çok 30 cm. olabilir. Küçüklerine Mıcır, büyüklerine Çuka denir. Çiftler halinde gezerek yosunlar, otlar, yumuşakçalar ve küçük kabuklularla beslenir. Mayıs ve Temmuz arası ürer. Eti lezzetlidir fakat çok seyrek bulunur.<br />
MALTA PALAMUDU ( Naucrates ductor )<br />
Eskiden gemilerin altında, genelde köpek balıklarına eşlik ederek yüzen, bu nedenle pilot balığı da denen çevik hareketli bir balıktır. Ortalama 40 cm. boyda olur. Sıcak ve ılıman denizleri sever, yosunlar, deniz kurtları, kabuklular ve özellikle köpekbalıklarından arta kalanlarla beslenir. Sonbaharla kış ayları arasında üreme yapar. Etinin gıda değeri yoktur.<br />
CAMGÖZ KÖPEKBALIĞI ( Galeorhinus galeus )<br />
Sıcak ve ılık denizlerin 100 m.&#8217; nin altındaki serin sularda tek başına yaşayan, boyları 4 &#8211; 5 m.&#8217; den 10 &#8211; 15 m.&#8217; ye ulaşan, Omurgasızlar ve sürü halindeki balıkları yiyerek beslenen bir köpek balığı türüdür. Sıcak yaz günleri ağır hareketlerle su yüzeyinde yüzer. Rahatsız edilmezse saldırgan değildir. Açık denizde erkek tarafından döllenen dişiler 8 &#8211; 14 arası yavru doğurur. Başka ülkelerde yenilmesine rağmen ülkemizde balık unu üretiminde kullanılır.<br />
BAKALYARO ( Merlangius merlangus )<br />
Mezgit ve Gelincikle aynı türdendir. Karadenizde yaygın, Ege&#8217; de az bulunur. Genelde 15 &#8211; 20, en çok 45 &#8211; 50 cm boyunda olur. Sahillerin 3 &#8211; 4 m. ye derinliklerindeki sığların kumlu, çakıllı ve yosunlu diplerinde fazla göçler yapmadan yaşar. Balık yumurtaları, küçük balıklar ve karides gibi canlılarla beslenir. Üremelerini Şubat &#8211; Mayıs ayları arasında sahillere yakında yapar. Mezgitle eş, beyaz ve lezzetli etiyle ekonomik değeri yüksektir.<br />
KALKAN ( Psetta maxima )<br />
Bir dip balığı olan Kalkan Karadeniz&#8217;in en tanınmış balığıdır. Boğazlar, Ege, Marmara ve Akdeniz&#8217;de seyrek rastlanır. Gezici balık değildir. Bütün hayatı dipte yatmakla geçer. Batı Akdeniz, Atlas Okyanusu ve Şimal Denizinde Kalkanını diğer türleri yaşamaktadır. 25 &#8211; 30 yıllık ömrü olan Kalkan Balığı 1 m. boya erişebilir. Sahillerde 5 &#8211; 10 m. den başlayarak 300 &#8211; 400 m. derinliklere inebilir. Etçil ve fazlasıyla obur bir balıktır. Erkekleri 5 &#8211; 6 , dişileri ise 6 &#8211; 7 yaşlarında olgunlaşıp üremeye geçebilir. Üremeleri 10 &#8211; 15 derece sularda Nisan&#8217; dan Haziran&#8217;a kadar sürer. Milyonlarca yumurta vermesi yanında etinin lezzeti ve verimliliği ile ekonomik değeri çok yüksektir.<br />
LEVREK ( Dicentrarhus labrax )<br />
Denizlerimizde ve denizlerin nehirlerle karışımı acısu bölgelerinde yaşar. Hani ailesindendir. Fazla gezici olmayan Levrek yerli balıklardan sayılır. Gençken gruplar halinde sonraları tek başına yaşar. Yaşam ortamı karanlık ve kuytu yerlerdir. Bu nedenle kaya oyukları veya gemi batıklarında yuvalanır. Yaklaşık 20 yıllık yaşamı olabilen Levrek ortalama 50 &#8211; 60 cm. den 1 m. boy ve 10 &#8211; 12 kg. ağırlığa kadar erişebilir. 40 cm. den küçüklerine İspendek denir. Küçük yavru balıklarla beslenir. Ocak &#8211; Mart arasında 500 000 &#8211; 2 000 000 yumurta dökerek yüksek bir üreme gösterir. Eti en lezzetli balıkların başında gelir. Bu nedenle ekonomik değeri çok yüksektir.<br />
KİKLA LAPİN ( Labrus berggylta )<br />
Ilık ve sıcak denizlerimizin yosun ve bitkilerle kaplı taşlıkların 2 &#8211; 30 m. derinlerinde yaşar. Dişi ve erkekleri arasında boy ve renk farkı görülür. boyları 30 &#8211; 40 en çok 60 cm. ( dişilerde ) olabilir. Yumuşakçalar ve kabuklularla beslenir. Dişleri çok kuvvetlidir. Üremeye yakın erkekleri deniz bitkileriyle dişiye yuva hazırlar. Mayıs &#8211; Ağustos arasında da yumurta verir. Eti lezzetlidir. Ayrıca sportif avcılığı değerlidir.<br />
ÜZGÜN ( Callionymus lyra )<br />
Renklerinin güzelliğinden ötürü Mine Balığı adıylada tanınır. Boyları 25 cm. kadar olabilen bu balık Karides, Yengeç, Deniz Kestanesi, Deniz Yıldızı, omurgasızlar ve yosunlar gibi çeşitli besinlerle yaşar. Sığ sulardan 300 &#8211; 350 m. derinlere inebilir. Denizlerimizde yaygın olarak bulunur. Etinin kıymetli olmayışı, dikenlerinin azda olsa zehirli oluşu ile herhangi bir ekonomik değeri yoktur.<br />
HORZBİNA ( Parablennius gattorugıne )<br />
Dalgalı sahillerin taşlık, kayalık ve yosunlu bölgelerinde gizlenerek çift yaşar. Çeşitli türleri olduğu gibi tatlısuda yaşayanları da vardır. Yaşam şartlarına göre böcekler., kurtlar ve balıkyumurtalarıyla beslenir. Eti lezzetsiz sert ve kılçıklıdır. Bu nedenle ekonomik değeri yoktur. Bahar ve Yaz süresince erkeklerin ustaca hazırladıkları taş oyukları, Midye, İstiridye kabukları arasına dişileri 2 000 &#8211; 15000 yumurta döker. Erkekler 20 &#8211; 25 günlük kuluçka döneminde yumurtalara bekçilik yapar.<br />
MEZGİT (Merlangius euxinus )<br />
Marmara ve Karadeniz&#8217;de bol, diğer denizlerimizde az rastlanır. Boyları 20 &#8211; 40 cm. olabilir. Gelincik ve Bakalyaro ile aynı türdendir. 30 &#8211; 40 m. nin altındaki derin sularda yaşar. Gündüzleri yüzeye çıkarak Hamsi, Sardalya vs. gibi sürü halindeki küçük balıkları avlayarak beslenir. Bölgesel şartlara göre Şubat &#8211; Mayıs arasında üreme yapar. Lezzetli eti ve her mevsimde bolca avlanılmasıyla ekonomik değeri yüksektir.<br />
İSTAVRİT ( Trachurus trachurus )<br />
Denizlerimizde Sarıkanat İstavrit ( Akdeniz ) ve Karagöz İstavrit ( Karadeniz &#8211; Marmara ) olarak iki türü yaşar. Boyları Karagözde 15 &#8211; 25 cm. ençok 30 cm., Sarıkanatta ise 30 &#8211; 50 cm. olur. Küçüklerine Kıraça denir. Gezici balıklardır. Hamsi, Çaça, Çamuka gibi küçük balıkların yavrularıyla beslenir. Mayıs &#8211; Ağustos arası sürüler halinde ürer. Lezzetli eti, çeşitli yemekleri ve bol avlanmasıyla ekonomik değeri en yüksek balıklardandır.<br />
GÜNEŞ BALIĞI ( Coris julis )<br />
Bu balıkta Lapin ailesindendir ve aynı yaşam karakterini gösterir. Boyları ortalama 20 cm. olur. Gövdesini çevreleyen renklerin güzelliği ile denizlere güzellik katarlar. Nisan &#8211; Haziran arasında üremelerini yaparlar ve türüne göre 600 &#8211; 20 000 taneye kadar yumurta döker.<br />
SARIGÖZ ( Spondyliosoma cantharus )<br />
Sparidae ailesinden bir balıktır. boyları 50 cm. olabilir. Anatomisi Karagöze benzer. Ilık sahil bölgelerinde ve bunların uzantısı ılıman denizlerde yaşar. Karadeniz&#8217;de az bulunur. Yaşam çevresi kayalık ve kuytu yerlerdir. Başlıca besinleri küçük kabuklular, deniz solucanları ve özellikle Karidestir. Etleri de Karagöz ve Mercan gibi beyaz, gevrek ve lezzetlidir. Üremeleri erken ilkbahar aylarında başlayarak yaz sonuna kadar devam eder.<br />
SARDALYA ( Sardine plichardus )<br />
Sürü halinde yazın orta, kışın derin sularda yaşayan gezici balıklardır. Eskiden deniz üstünün ateş aydınlatmasıyla avcılığından ötürü ateş balığı diyede tanınır. Boyları ortalama 15 en çok 20 &#8211; 22 cm olur. Deniz içinde yumurtadan henüz çıkmış balık yavruları ve planktonları yiyerek beslenir. Karadeniz, Marmara, Çanakkale Boğazı bölgesi ve Kuzey Ege&#8217;de bol bulunur. Etinin lezzeti ve çeşitli kullanım alanıyla ekonomik değeri çok yüksektir. Üremeleri Nisandan Eylül ayına kadar geniş bir devrede ve çok kerede olur. Yaklaşık 20 000 yumurta verir.<br />
ZARGANA ( Belone belone )<br />
60 &#8211; 70 cm. bazen de 1 m. uzunluğa varan Zargana ortalama 18 yıl yaşar. Hamsi, Çaça, Çamuka ve Kıraça gibi küçük balıklarla beslenir. Ilıman denizlerimizin yerli balıklarındandır. Kılıç Balığı başlıca düşmanıdır. Yapısıyla gayet çevik ve süratli bir balıktır. Kendini korumak için su yüzeyine sıçrayarak da yüzebilir. Eti yönünden değerlidir. İlkbahardan Sonbahara kadar üreme süresince 30 &#8211; 50000 yumurta verir.<br />
ÇİPURA ( Sparus aurata )<br />
Ege ve Akdenizin bu namlı balığı Marmarada seyrek bulunur. Ortalama 25 � 35 cm. boy ve 0,5 � 3 Kg. ağırlıktadır. 60 cm. ve 6 kg. olanlarıda seyrek olarak görülebilir.Etçil bir balıktır. Kuvvetli çenesiyle küçük kabukluları, balıkları ve diğer hayvanları kolayca yer. Yaz devresinde sığlarda, kış aylarında da 35 � 40 m. Derinliklerde yaşar. İki yaşın üzerindekiler daha da derinlere iner. Üremeleri Ekim � Aralık aylarında olur. 100 � 150 000 yumurta döker.Eti çok lezzetlidir. Ayrıca üretim kültürüne uygunluğu nedeniyle ekonomik değeri çok yüksektir.<br />
DİL BALIĞI ( Amoglossus laterna )<br />
Denizlerimizde10 m. den 300 � 500 m. ye kadar derinliklerin, kumlu, çamurlu veya çakıllı diplerinde fazla hareket etmeden ve uzun göçler yapmadan yaşar. Boyları 20 � 25 cm. kadardır.Dipteki omurgasızlar, küçük balıklar ve böceklerle beslenir. Bahardan itibaren kıyılara sokularak Haziran � Temmuz arasında üreme yapar. Kış aylarında eti dolgun ve lezzetli olur. Genelde her mevsimde bulunan, ekonomik değeri yüksek bir balıktır.<br />
GÜMÜŞ / ATERİNA ( Atherina presbyter )<br />
Sıcak ve ılıman denizlerin sahil bölgelerinde sürüler halinde yaşar. En fazla Marmara da bulunur. Bazı türleri de İznik ve Sapanca göllerinde yaşar. Boyları genelde 10 � 15 cm. Karadenizde ise 10 � 13 cm., Akdenizde 8 � 9 cm. olup, her iki denizde şekil farklılıkları gösterir. Nisan ve Eylül arasında sahillerin kumlu ve çakıllı bölgelerinde sürüler halinde toplanarak ürerler. Kurtlar, kabuklu ve yumuşakçalarla beslenir. Eti lezzetlidir, taze olarak bol tüketilir. Aynı zamanda büyük balıklara yem yönünden değerlidir.<br />
İSTRONGİLOS ( Spicara smaris )<br />
Bütün denizlerimizde ve denizlerin nehirlere karışımı acı su bölgelerinde yaşar. İzmaritle aynı ailedendir. Erkekleri 13 � 16, dişileri 15 � 20 cm. boy ve 50 � 100 gr. Ağırlıkta olur. Suların ısısına göre açık denizle kıyılar arasında gidip gelirler. Nisan � Mayıs, bazen de temmuza kadar üreyip 40 � 60 000 yumurta döker. Planktonlar, küçük hayvanlar ve deniz bitkileriyle beslenir. Eti lezzetlidir, bol bulunduğu için ekonomik değeri vardır.<br />
KURBAĞA BALIĞI ( Uranoscopus scaber )<br />
Akdeniz, Ege ve Marmara&#8217;da taşlık ve yosunlu bölgelerde yaşar. Dipte yatarak başının üstündeki gözleri ile küçük canlıları veya balıkları görüp avlar. Nisan � Mayıs aylarında kışladıkları derin sulardan sahillere, bazende acısu bölgelerine sokulup Temmuz � Eylül arasında üreme yapar. 10 � 20 000 yumurta döker. Yavrular önce planktonlarla daha sonra omurgasızlarla beslenir. Eti lezzetlidir. Özel avcılığı yapılmadığı için ekonomik değeri azdır.<br />
FENER ( Lophius piscatorius )<br />
Kıyılardan 500 m. ye kadar derinlerde yaşayan, boyları 2 m. ye erişebilen, bir dip balığıdır. Hareketsiz yatar ve antenleriyle avını kendine çekerek çok büyük ağzıyla kendi büyüklüğündeki balıkları bile yutabilir. Pulsuz ve çıplak vücudunu kapsayan sıvı insan cildi için tehlikelidir. Mart � Ağustos arası derinlere inerek ürere 6 � 7 yaşında bir dişi 1 milyon yumurta bırakır.eti beyaz ve çok lezzetlidir. Ekonomik değeri çok yüksektir. Şeker hastalığı tedavisinde kullanılan ensülin ilacı ilk kez fener balığı pankreasından elde edilmiştir.<br />
DENİZ ALASI ( Salmon trutta labrax )<br />
Karadeniz alabalığı, Som balığı olarakta tanınır. Solmon balığı ile hem akrabalığı, hem de benzerliği vardır. Bir türüde Akdeniz&#8217;de yaşar. Genelde 50 � 80 cm. boy ve 3 � 7 kg. ağırlıktan, en çok 100 cm. ve 25 kg.� a erişenlerine rastlanır. Ömrünün bir kısmını denizde geçirdikten sonra üremek için nehirlere girer. Ağırlığına oranla 2000 � 16 000 yumurta döker. Kuvvetli çenesi olan yırtıcı bir balıktır. Küçük balıklar ve kabuklularla beslenir. Eti çok lezzetli olduğu gibi, yumurtasından da kırmızı havyar elde edilir. Ekonomik değeri çok yüksektir.<br />
ÇAÇA ( Sprattus sprattus )<br />
Sardalya � Tirsi ailesindendir. Boyu 6 � 8 cm.dir, Karadenizin batısında 13 � 15 cm. olanlarına rastlanır. Besinleri planktonlar ve balık yavrularıdır. Sürüler halinde yaşar. Mayıs Haziran arasında üreme yapar. Eti fazla lezzetli değildir. Bu nedenle avcılığı fazla yapılmaz. Buna karşı denizlerde ekonomik değeri çok yüksek olan uskumru, palamut, torik gibi balıklar için yem değeri vardır. Kuzey Avrupa ülkelerinde konservesi çeşitli isimlerle pazarlanır.<br />
PAPAZ BALIĞI ( Chromis chromis )<br />
Sıcak ve ılıman denizlerin 50 m. ye inen dibi kayalık, mağaralı bölümlerinde yaşar. Bütün denizlerimizde bulunur. Boyları 12 � 18 cm. olabilir. Bahar sonundan Ağustosa kadar üreme yapar ve yumurtalarını çok iyi gizler. Planktonlar ve balık larvalarıyla beslenir. Sert ve lezzetsiz eti yenmez.<br />
KAYIŞ BALIĞI ( Ophidion barbatum )<br />
Denizlerimizde seyrek rastlanan, 2 � 3 m. den 150 m. ye kadar derinliklerde üstü bitkilerle örtülü kumsal, çakıllı diplerde fazla göç etmeden yaşayan bir balıktır. Yumuşakçalar, kabuklular ve küçük balıklarla beslenir. Boyları 30 cm. olabilir. Bahar � yaz sonu üreme yapıp 15 � 18 000 yumurta döker. Eti lezzetlidir fakat seyrek bulunduğu için ekonomik değeri yoktur.<br />
SAZ KAYASI ( Zosterisessor ophiocphalus )<br />
Bütün denizlerimizin, durgun kıyı sularında sualtı sazlık veya çayırlarında yaşar. Boyu 18 &#8211; 25 cm. olabilir. Mart &#8211; Mayıs aylarında erkeğin kovaladığı 5 &#8211; 10 dişi bir arada 150 &#8211; 300 000 yumurta verir. Erkekler sık bitkiler arasında yuvalanan bu yumurtaları döller ve gözcülük yapar. Diplerdeki küçük canlılar ve kabuklularla beslenir. Eti lezzetli, beyaz ve çok yararlıdır. Ekonomik değeri bölgeseldir.<br />
EŞKİNA ( Sciana umbra )<br />
Sıcak ve ılıman denizlerin 100 &#8211; 150 m. taşlık, kayalık ve mercanlı bölgelerinde yaşar. Bütün denizlerimizde bulunur. Gezgin bir balık değildir. Aynı zamanda Taşbalığı ve Mavruşgil balığı olarak ta tanınır. Bahar sonu, yaz aylarunda üreyen Eşkina 30 &#8211; 35 cm. uzunluk ve 500 &#8211; 600 gr. ağırlığa erişir. Beyaz ve çok lezzetli eti ile ekonomik değeri yüksektir.<br />
TRANÇA ( Pagrus ehrenbergi )<br />
Mercan ailesinden ve Fangri ile aynı türdendir. Ege�nin ünlü balığıdır. Sıcak ve ılık denizlerin 20 � 25 m. derinlerinde yosun ve bitki örtülü kumluk veya taşlıklarda tek başına yaşar. Boyu 30 � 50, en çok 75 cm. olur. Kış aylarında 150 m. derinlere iner. Kuvvetli çenesi ve dişleriyle her türlü kabukluyu kırıp yiyebilir. Ayrıca dip hayvanları ve balıklarda besinine ek olur. Hermafrodit; hem erkek hem dişi karakteri gösterir. Yaz aylarında üreme yapar. Eti beyaz ve lezzetlidir. Geçmişte aşırı avlanılması neslini çok azaltmıştır.<br />
PİSİ BALIĞI ( Plcuronectes platessa )<br />
Ortalama 30 &#8211; 40 cm. boy ve 250 &#8211; 350 gr. ağırlıkta olabilen, ekonomik değeri yüksek balıklardan biridir. denizlerin kumlu çakıllı diplerinde kabuklular ve yumuşakçalarla beslenip 15 &#8211; 18 yıla kadar yaşar. Acı sulara, nehir ağızlarına kadar sokulur. Bir diğer türüde tatlı sularda yaşar. sıcak ayları diplerde geçirip, kışın sahillere yaklaşır. Üremelerini Ocak &#8211; Mart arasında 5 &#8211; 6 derece sularda yapar. 800 000 &#8211; 1 milyon yumurta verir.<br />
YAZILI HANİ ( Serranus scriba )<br />
Uzunluğu en çok 25 cm. olabilen Yazılı Hani kendi türünün tipik bir örneğidir. Belli bölgelerde yalnız yaşar. Levrek balığı ailesindendir. Kendisinden küçük balıklar, Karides gibi kabuklularla beslenir. Yaklaşık 30 m. derinlerde, belirli bölgelerde yalnız yaşar. Baş kısmındaki çeşitli renk ve süslemelerden &#8221; yazılı&#8221; ismini alır. Üremeleri Mayıs &#8211; Haziran olup cins ve türlerine göre 18 &#8211; 900 bin yumurta döker.<br />
TRAKONYA ( Trachinus draco )<br />
Denizlerimizde yaşayan en zehirli balıklardandır. Ortalama 17 &#8211; 18, en çok 35 &#8211; 40 cm. boya erişir. Hareketsiz bir balıktır. Fakat deniz dibinde avlarına karşı çok süratlidir. Zehirleri bir insanı sakat bırakabilir. Bu nedenle dikkat edilmelidir. Denizden çıktıktan, hatta öldükten sonra dahi zehirliliği devam eder. Özel olarak avcılığı yapılmaz. Aynı zamanda Çarpan balığı olarakta tanınır. Trakonya küçük balık ve kabuklularla beslenir. kış aylarında derinlere çekilir. Eti lezzetli olmakla beraber az avlandığından ekonomik değeri yoktur.<br />
ORKİNOS ( Thunnus thynnus )<br />
Denizlerimizde yaşayan iri ve çok değerli bir balıktır. Uzunlukları 3 &#8211; 4 m. ve ağırlıkları 100 &#8211; 150 kg. dan 800 kg.&#8217; a kadar olabilir. Çeşitli türleri vardır. orkinos sürü halinde yaşayan gezici balıklardandır. Yazın Karadeniz&#8217; e çıktıktan sonra sonbaharda Marmara&#8217; ya ve oradan da Ege&#8217; ye geçerek hemen hemen bütün Akdeniz&#8217; i dolaşırlar. Bu gezilerinde saatte 40 &#8211; 60 km. hızla yol alabilirler. Genel olarak üst sularda yaşarlar. Mart &#8211; Ağustos arasında ürerler ve yaklaşık<br />
TİRSİ ( Alosa fallax )<br />
Boyları 30 &#8211; 33 cm. ulaşabilen Tirsi bir Karadeniz balığıdır. İstanbul boğazı ve Marmara&#8217; da az bulunur. Kıyıya yakın yerlerde sürüler halinde yaşarlar. Üreme mevsimleri ilkbahardır. Yumurta bırakmak için acı su bölgelerine ve nehirlere giderler. Sardalya ailesinden bir balık olan Tirsi taze, tuzlama ve tütsülü olarak yenir. Ekonomik değeri yüksektir.<br />
ÖRDEK LAPİNİ ( Labrus mixtus )<br />
Boyu 40 cm. ağırlığı 1 kg. olabilen ve 15 � 17 yıl yaşayabilen, dişileriyle erkekleri arasında renk farkı olan güzel renkli bir lapin cinsidir.Genelde 10 � 100, seyrek olarak 180 m. Derinlerde yaşar. Denizdeki küçük hayvanlar ve balıklarla beslenir. Üreme mevsimi Nisan � Ağustos arasıdır. Bu esnada çift � çift kaya oyuklarını yuva olarak kullanırlar. Daha sonra yumurtaları korumak için erkekleri nöbet tutar. Doğa değeriyle korunması gerekli bir balıktır.<br />
MERSİN ( Acipenser sturio )<br />
Karadeniz&#8217;de ve buraya dökülen nehirlerde yaşayan boyları 120 � 300 cm. ve 300 kg.� a kadar olabilen, yumuşakçalar ve küçük kabuklularla beslenen ve 100 yılın üstünde yaşayabilen bir balıktır. Kolan balığı da denir. Cinslerine göre erkekleri 6 � 12, dişileri 8 � 15 yaşlarında cinsel olgunluğa erişip 800 000 � 2 500 000 yumurta verir. Kış aylarını 150 m. derinliklerde geçirip, Mart ayı başında tek veya sürüler halinde 12 C � 18 C deki sularda nehir ağızlarına girerek yumurtalarını dökerler. Yavrular 8 � 10 ay sürede 6 � 15 cm. ye ulaşınca denize çıkarlar. Eti çok lezzetli olduğu gibi, yumurtasından en kıymetli deniz ürünü olan siyah havyar elde edilir. Bu nedenle ekonomik değeri çok yüksektir. Rus Mersini, Karaca ve Mersin Morinası olarak adlandırılan türleri de vardır.<br />
DÜLGER ( Zeus faber )<br />
Boyu 50 &#8211; 60 cm. ye ulaşabilen Dülger Balığı geçici balıktır. Mayısta Marmara&#8217;dan Karadeniz&#8217;e çıkar. Akdeniz, Ege, Marmara ve kısmen de Karadeniz&#8217;de yaşayan, kalın pullarla örtülü Dülger Balığı etobur bir balıktır. Büyük ağzıyla kendinden küçük pek çok balığı yutarcasına yer. Genelde 60 -70 cm. derinliklerde yaşar. kış mevsiminden sonra suların ısınmasıyla Mayıs ayından başlayarak Temmuz sonuna kadar üremelerini sürdürür. Dülger Balığı, İzmir &#8211; Antalya arası yörelerimizde Peygamber, Dikenli Peygamber Balığı olarak ta tanınır. Eti lezzetli beyaz ve yararlıdır.<br />
MAVRİ KEFAL ( Chelon labrosus )<br />
Kefal, denizlerimizin sıcak ve ılık bölgelerinde, kıyılara yakın, denizle ilişkili nehir ağızlarında ayrıca iç sularda ve sürüler halinde yaşayan bir balık türüdür. Denizlerimizde Has Kefal, Altınbaş Kefal, Topbaş Kefal, Mavri Kefal, Dudaklı Kefal gibi çeşitleri vardır. Ayrıca büyüklüklerine göre de isimlendirilir. Türlerine göre 25 cm. den 90 cm. boya erişirler. Yaklaşık 15 yıllık ömrü olan Kefaller 6 &#8211; 7 yaşından itibaren yaz aylarında üreyerek 150 binden 7 milyona kadar yumurta verirler. Eti ve yumurtası yönünden değerli bir balıktır. Deniz dibi bitkileri ve yumuşakçalarla beslenir.<br />
İSKORPİT ( Scorpaena porcus )<br />
Yaşamı aynı aileden olan Lipsos&#8217; un aynıdır. Farkları İskorpitin Lipsos&#8217; a göre daha küçük olması ve rengi daha koyudur. Boyları ortalama 20 &#8211; 30 cm. dir. İskorpitin dikenleri de Lipsos gibi çok zehirlidir. Bu nedenle yakalandığında dikkat edilmelidir. Eti lezzetli ve çok yararlıdır.<br />
LİPSOS ( Scorpaena scrofa )<br />
50 &#8211; 60 cm. ye ve 4 &#8211; 5 kg.&#8217; a kadar büyüyebilen Lipsos balıkları sıcak ve ılık denizlerimizin sahil kıyılarından 1000 m. ye kadar inen derinliklerde, bitkilerle örtülü taşlık, çakıllı ve kumlu düzeylerde yaşar. Bilhassa Marmara ve Ege&#8217; de çok rastlanır. Eti çok lezzetli ve yararlıdır. Et yiyen bir balık olan Lipsos ilkbahar aylarında ürer. Yaklaşık 3 000 yumurta döker. Dikenleri çok zehirlidir.<br />
SİVRİBURUN KARAGÖZ ( Diplodus puntazzo)<br />
Karagöz balıkları Marmara, Ege ve Akdeniz kıyılarımızın en tanınmış balıklarındandır. Karadeniz bölgesinde de rastlanır. 0 &#8211; 400 m. derinliklerde yaşar. Sivriburun Karagöz 35 cm.&#8217; ye kadar büyüyebilen, sürü halinde yaşayan, mevsimsel olarak beslenme, üreme, kışlama gibi nedenlerle oldukça uzun mesafelerde göç eden bir balıktır. Kıyıların taşlık ve çakılları arasında bitkiler ve küçük kabuklularla beslenir. Bu balıkların mensubolduğu SPRİDEA familyasına ait pek çok balık türü sularımızda yaşar.<br />
KANATLI KIRLANGIÇ ( Cephalacanthus volitans )<br />
Boyları 50 cm. Ye ulaşabilen ve Kırlangıç&#8217; ın bir türü olan bu balıklar, güzel ve bezeli renkleriyle Ege ve Akdenizde yaşar. Su yüzeyinden 1 &#8211; 1,5 m. yüksekte 1 &#8211; 10 saniyelik sürede 30 &#8211; 35 m. lik uçuşlarla denizleri süsler. Suların ısınmasıyla birlikte sahillere yaklaşarak Mayıs &#8211; Temmuz arası ürer. 10 &#8211; 80 m. derinliklerde yumuşakçalar, kabuklular ve böceklerle beslenir.<br />
SARIKUYRUK ( Seriola dumerili )<br />
Akdeniz&#8217;de yaşayan, genelde 30 &#8211; 50 cm. en çok 100 cm. olabilen istavrit türünden bir balıktır. diğer ülkelerde 150 &#8211; 200 cm olanlarına rastlanır. Yumuşakçalar kabuklular ve küçük balıkları avlayarak beslendiği kayalık sahillerde küçük sürüler halinde yaşar. Üreme devresi bahardan yaz sonuna kadardır. Eti lezzetlidir. Japonyada bol miktarda üretimi yapılır.<br />
KÖMÜRCÜ KAYASI ( Gobius niger )<br />
Bütün denizlerimizin nehir ağızlarına yakın, bazen de acı su bölgelerinde, 75 metreye kadar derinliklerin kumlu, çamurlu diplerinde fazla göç etmeden yaşar. Boyları en çok 18 &#8211; 19 cm. olabilir. Mart &#8211; Mayıs arasında yumurta vererek ürer. Bu yumurtalara erkekler bekçilik yapar. Küçük kabuklular, yumuşakçalar ve balıklarla beslenir. Eti beyaz, lezzetli ve yararlıdır.<br />
RİNA ( Dasyatis pastinaca )<br />
Köpek balığı ailesinden olup şeklen Vatoz&#8217; a benzer. sahillerin 10 &#8211; 60 m. en çok 200 m. ye varan derinliklerin kumlu çamurlu diplerinde hareketsiz yatarak avlanır. boyları 150 cm. ye ulaşabilir. Çeşitli balıklar ve omurgasızlar başlıca gıdasıdır. Kışları derinlerde geçirip yaz aylarında kıyılara, tatlısulara ve lagünlere yaklaşır. Çiftleşerek ürer. Gebelik süresi 15 &#8211; 18 aydır. 7 &#8211; 8 yavru yapar. Eti lezzetsizdir. Tüketim değeri yoktur. Kamçı benzeri kuyruğu yaralayıcı, dikenleri ise tehlikeli şekilde zehirlidir.<br />
PAPAĞAN BALIĞI ( Sparisoma cretense )<br />
Ege&#8217;de seyrek, Doğu Akdeniz&#8217; de yaygın bulunan, fazla göçler yapmadan sıcak denizlerin sığ, taşlık ve bol bitkili, bazen de acısu bölgelerinde yaşayan, çok çeşitli ve güzel renkleri olan bir balıktır. İskaroz balığı da denir. Deniz yosunlarıyla beslenir. Yaz aylarında üreme yapar ve 8 &#8211; 12 000 yumurta verir. Sert ve yayvan eti yenmez. Doğa değeri yönüyle korunmalıdır.<br />
GELİNCİK BALIĞI ( Gidropsarus mediterraneus )<br />
Bakalyaro ve Mezgitle aynı türdendir. Denizlerimizde bir kaç cinsi yaygındır. Sıcak ve ılıman suların taşlık, kayalık diplerinde sahillere yakın yaşar. Balık yavruları ve kabuklularla beslenir. Çevik, yırtıcı ve saldırgandır. Derisi çok kaygandır. Ortalama 20, en çok 40 cm. boydadır. Üremesini sonbaharda yapar. Beyaz ve lezzetli etiyle ekonomik değeri yüksek olan bir balıktır.<br />
ELEKTİK BALIĞI ( Torpedo mamorata )<br />
Bir köpekbalığı türüdür. Sıcak ve ılıman denizlerin 100 &#8211; 150 m. ye varan diplerinde fazla göç etmeden yaşar. Boyu 150 cm. olabilir. Genelde avlanmak için veya tehlike halinde 100 -220 volt&#8217; a varan insan için tehlikeli fakat öldürücü olmayan kısa süreli elektrik çarpması yapar. Bahar &#8211; yaz aylarında çiftleşerek ürer. Dişileri 14 &#8211; 15 yavru yapar. Eti yenebilir, fakat ülkemizde fazla tüketilmez.<br />
SİNAĞRİT ( Dentex dentex )<br />
Karagöz ailesinden olan Sinağrit Ege ve Akdenizin sert, hareketli ve kuvvetli bir balığıdır. 1 &#8211; 1,5 m. boy ve 10 &#8211; 15 kg. ağırlığa büyüyebilir. Kabuklular, yumuşakçalar ve özellikle Mürekkep balığı ile beslenir. Kuvvetli çenesiyle bir İstakozu rahatça kırıp, yiyebilir. Yazın kıyıların taşlık, kayalık bölümlerinde, kışın 300 m. ye varan derinliklerde küçük sürüler halinde yaşar. İlkbahar aylarında üreme yapar. Etinin lezzeti ve ender avlanmasıyla çok kıymetli bir balıktır. Olta avcılığında amatörler için değerlidir.<br />
İSKORPİT HANİSİ ( Polyprion americanus )<br />
Boyu 2 m. olabilen bu balık Hani cinsinin en iri örneklerindendir. Deniz diplerinin taşlık, kayalık oyuklarında 100 &#8211; 200 m. yetişkinleri 1 000 m. ye kadar derinliklerde yalnız yaşar. Etçil bir balıktır, küçük balıklar, kabuklular ve diğer hayvanlarla beslenir. Eti lezzetli ve bol olmakla beraber az avlandığı için ekonomik yönü zayıftır. İnceleme olanağı az olduğu için yaşam ve üreme şartları Hani türüne uygulanabilir.<br />
BERBER BALIĞI ( Anthias anthias )<br />
Hani ailesinden bir balıktır. Sıcak ve ılıman denizlerin kayalık, çakıllı ve bazen çamurlu bölgelerinde ve 50 &#8211; 300 m. derinliklerde yaşayan Berber Balığı 25 cm. uzunluğa erişebilir. Az bulunduğu için fazla ekonomik değeri yoktur. Denizlere renk güzelliği verir. Üremeleri diğer Hani cinsi balıklar gibidir.<br />
ZURNA BALIĞI ( Scomberesox saurus )<br />
Uskumru Turnası da denir. Ilık ve sıcak denizlerin yüzeylerinde ve sahillerden uzakta yaşar. Uzunlukları ortalama 50 cm. dir. 20 &#8211; 30 lu gruplar halinde gezerler. Özellikle Ege ve Akdeniz&#8217;de rastlanır. Etçil bir balıktır ve sürü halindeki küçük balıklarla beslenir. Etleri beyaz ve lezzetli olmakla beraber kitle avcılığı yapılmadığı için ekonomik değeri önemsizdir. İlk bahardan yaza kadar her seferinde 1 000 &#8211; 1 500 olmak üzere 7 &#8211; 8 defa yumurta verir.<br />
VATOZ ( Raja clavata )<br />
Köpekbalığı ailesindendir. Bütün dünya denizlerinde çok çeşitli türleri yaşar. 1 m. yi aşan boy ve 40 &#8211; 50 kg. ağırlıkta olanlarına rastlanır. Uzun geziler yapmadan 15 &#8211; 20 m. den 100 &#8211; 150 m. ya varan derinliklerde kumlara gömülü yatarak av bekler. Kabuklular ve küçük balıklarla beslenir. Bahar ve yaz aylarında sahillere yaklaşarak üreme yapar. Dişileri 10 &#8211; 30 yumurta verir. Eti lezzetlidir fakat az tutulur. Karaciğerinden A vitamini ve yağ üretilir. Ekonomik değeri vardır.<br />
ORFOZ ( Epinephelus guaza )<br />
Hani türünden ve Levrekle akrabadır. Ortalama 60 &#8211; 70 cm. den 1 &#8211; 1,5 m. boy ve 30 &#8211; 40 kg. ağırlığa erişebilir. Ege ve Akdeniz balığıdır. Taşlık kumluk ve yosunlu sahil bölgelerinin 8 m. den 150 m. derinliklerine kadar yalnız yaşar. Etoburdur. İrili ufaklı kabuklular ve yumuşakçalarla beslenir. Eti çok lezzetli olmakla beraber yaşlıları kuru ve lifli olur. Denizlerimizde az bulunmasına rağmen sualtı zıpkın avcıları tarafından türün yaşamı açısından tehlikeli bir şekilde tüketilmektedir.<br />
İZMARİT( Maena smaris )<br />
Denizlerimizin yerli balıklarındandır. Küçüklerine Kancur, Büyüklerine Kanal İzmariti denir. Boyu ortalama 15 cm. olur. Hareketli ve kurnazdır. Yaz aylarında sahillere kadar sokulur. Üst, ön dikenleri tehlikelidir. Batar ve yara yapar. 10 &#8211; 12 yıl yaşayabilir. Erkekleri 3, dişileri 2 yaşında olgunlaşıp 60 &#8211; 70 000 yumurta verir. Balık yumurtaları, balık yavruları ve yosunlarla beslenir. Eti beyaz ve lezzetlidir. bol tüketilir.<br />
MİNAKOP ( Umbrna cirrosa )<br />
Kötek Balığı da denir. Bütün denizlerimizin taşlık ve kayalık bölgelerinde, 100 &#8211; 150 m. ye varan derinliklerin dibe yakınlarında yalnız yaşar. Zaman zaman acı sulara ve nehir ağızlarına da girer. Eşkina ve Sarıağızla aynı türdendir. Yumuşakça, kabuklu ve kurtlarla beslenir. Yaşadığı bölgenin şartlarına göre üremesini Nisanda Ağustosa kadar sürdürür. Sert ve beyaz etinin lezzeti Levreğe benzer.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.avcilik.org/?feed=rss2&#038;p=49</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avcı Eğitimi ve Avcılık Belgesi Verilmesi Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik</title>
		<link>http://www.avcilik.org/?p=47</link>
		<comments>http://www.avcilik.org/?p=47#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Feb 2011 10:38:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Avcı Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Avcı Eğitimi ve Avcılık Belgesi Verilmesi Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik]]></category>
		<category><![CDATA[Avcılık Belgesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.avcilik.org/?p=47</guid>
		<description><![CDATA[Avcı Eğitimi ve Avcılık Belgesi Verilmesi Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik Çevre ve Orman Bakanlığından: Resmi Gazete Tarihi: 31/12/2004 Resmi Gazete Sayısı: 25687 BİRİNCİ BÖLÜM: Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 &#8211; Bu Yönetmeliğin amacı, ülkemiz av ve yaban hayvanlarının korunması, geliştirilmesi ve devamlılığının sağlanması için av kaynaklarımızı doğrudan kullanan avcı ve avcı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Avcı Eğitimi ve Avcılık Belgesi Verilmesi Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik</strong></p>
<p>Çevre ve Orman Bakanlığından:</p>
<p>Resmi Gazete Tarihi: 31/12/2004</p>
<p>Resmi Gazete Sayısı: 25687</p>
<p>BİRİNCİ BÖLÜM: Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar</p>
<p>Amaç</p>
<p>Madde 1 &#8211; Bu Yönetmeliğin amacı, ülkemiz av ve yaban hayvanlarının korunması, geliştirilmesi ve devamlılığının sağlanması için av kaynaklarımızı doğrudan kullanan avcı ve avcı adaylarının eğitilmesi ve başarılı olanlara belge verilmesi için açılacak kurs, seminer ve benzeri etkinlikler ile avcılık belgesi verilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.<span id="more-47"></span></p>
<p>Kapsam</p>
<p>Madde 2 &#8211; Bu Yönetmelik, ülke düzeyinde düzenlenecek avcı ve avcı adaylarının eğitimine dair kurs, seminer ve benzeri etkinliklerin planlama, programlama, uygulama, ölçme ve değerlendirme ile avcılık belgesinin verilmesi usul ve esaslarını kapsar.</p>
<p>Dayanak</p>
<p>Madde 3 &#8211; Bu Yönetmelik, 1/7/2003 tarihli ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanununun 13 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>
<p>Tanımlar</p>
<p>Madde 4 &#8211; Bu Yönetmelikte geçen;</p>
<p>Bakanlık : Çevre ve Orman Bakanlığını,</p>
<p>Genel Müdürlük : Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünü,</p>
<p>Millî Eğitim Müdürlüğü : İl ve İlçe Millî Eğitim Müdürlüklerini,</p>
<p>İl Müdürlüğü : İl Çevre ve Orman Müdürlüğünü,</p>
<p>Şube Müdürü : İl Müdürlüğünde yer alan Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürünü veya bu görevi yürüten Şube Müdürünü,</p>
<p>Başkanlık : İl Halk Eğitimi Başkanlıklarını,</p>
<p>Merkez : Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüklerini,</p>
<p>Kurs : Avcı ve avcı adayı kurslarını,</p>
<p>Kursiyer : Kursa katılan kişiyi,</p>
<p>Uzman ve Usta Öğretici : Düzenlenecek kurslarda eğitici olarak görev yapmak üzere 21 inci maddede sayılan özelliklere sahip kişilerden mülki amirlikçe yeterli görülen kişiyi,</p>
<p>Mühendislik : İllerde bulunan Doğa Koruma ve Milli Parklar Mühendisliklerini,</p>
<p>Dernek : İl Konfederasyonlarını, bölge ve ülke düzeyinde örgütlü avcı derneklerini,</p>
<p>Gönüllü Kuruluş : Amacı av ve yaban hayatının korunması ve geliştirilmesi olan ve bu alanda faaliyet gösteren vakıf, dernek veya bunların oluşturduğu federasyon ve konfederasyon gibi sivil toplum örgütlerini,</p>
<p>Belge : Kursları başarı ile bitirenlere verilen kurs bitirme belgesini,</p>
<p>Avcılık Belgesi : Onsekiz yaşını doldurmuş, silah taşıma ehliyetine sahip 4915 sayılı Kanuna göre avcılık belgesi almaya engel hali bulunmayan, avcılık ve av yaban hayatı ile ilgili eğitim almış ve sınavda başarılı olmuş kişilere başvuruları halinde verilen belgeyi, ifade eder.</p>
<p>İKİNCİ BÖLÜM:Avcı Eğitim Kurslarının Açılması</p>
<p>Avcı Eğitim Kursu</p>
<p>Madde 5 &#8211; Eğitimli, bilinçli avcı yetiştirmek, yetişmiş olanlara sınav neticesinde sertifika vermek, avcılıkla ilgili eğitim ve öğretim yaptırmak üzere il müdürlüğü ve başkanlık, merkez işbirliğinde avcı eğitimi kursları düzenlenir. 8/6/1965 tarihli ve 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında Millî Eğitim Bakanlığından izin almak kaydı ile avcı eğitimi için özel kurslar da düzenlenebilir.</p>
<p>Şartların uygun olması halinde kurs, yaygın eğitim aracılığıyla da yapılabilir. Bununla ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.</p>
<p>Kursların Planlanması</p>
<p>Madde 6 &#8211; İl müdürlüğü, faaliyet alanına giren il ve ilçelerdeki avcı dernekleri ve yaban hayatı ile ilgili mevcut gönüllü kuruluşlar ile işbirliği içerisinde, avcı potansiyelini ve özel avcı eğitim kurslarını dikkate alarak kursları planlar.</p>
<p>Kurslarla ilgili duyurular il müdürlüğü ve dernekler tarafından yapıldığı gibi merkez müdürlüklerince de yapılır.</p>
<p>Kursların Açılması</p>
<p>Madde 7 &#8211; Kurslar en az otuz kişilik katılımın tamamlanmasıyla açılır. Çevre şartları, zorunlu haller, imkanlar, fiziki şartlar ve benzeri hususlar dikkate alınarak bu sayı yirmibeş kişiye kadar indirilebilir. Bir sınıftaki toplam kursiyer sayısı kırk kişiyi aşamaz.</p>
<p>İl müdürlükleri, mühendislikler ve dernekler tarafından yapılan aday kursiyer kayıtları tamamlandıktan sonra liste hâlinde merkezlere ulaştırılır. Merkezler, kursiyer listesi, eğiticiler ve niteliklerine dair liste ile kurs programını mülki amirliklere sunmak suretiyle öğretime başlama izni alır. Öğretime başlama izninden sonra kurslar başlatılır. Özel avcı eğitim kurslarında görev alacak eğiticiler veya usta eğiticiler için mülki amirlikten onay alınır.</p>
<p>Özel Kurs Açma</p>
<p>Madde 8 &#8211; Özel avcı eğitimi kursu açmak isteyen, Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişilere, özel hukuk tüzel kişilerine veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzel kişilere, Millî Eğitim Bakanlığınca kurs açma izni verilir. Bununla ilgili iş ve işlemler 625 sayılı Kanun hükümlerine göre gerçekleştirilir.</p>
<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM:Kurslara Başvuru, Kayıt, Kabul ve Devam İşlemleri</p>
<p>Kurslara Başvuru</p>
<p>Madde 9 &#8211; Avcı eğitim kursuna katılacak adaylarda;</p>
<p>a)Onsekiz yaşını doldurmuş olmak,</p>
<p>b) (Değişik bent : 28/05/2006 &#8211; 26181 S.R.G yön/2.mad) En az okuryazar belgesine sahip olmak</p>
<p>Kursiyer, ikamet ettiği yer dışında açılan kurslara da başvurabilir.</p>
<p>Başvuru İçin Gerekli Belgeler</p>
<p>Madde 10 &#8211; (Değişik madde: 31/07/2009 &#8211; 27305 S.R.G Yön\1.mad)</p>
<p>Kurslara başvuruda bulunan;</p>
<p>a) Türkiye Cumhuriyeti uyruklu adaylardan;</p>
<p>1) Dört adet vesikalık fotoğraf,</p>
<p>2) T.C. Kimlik Numarası beyanı,</p>
<p>3) Öğrenim belgesinin veya çıkış belgesinin aslı veya Kurumca onaylı sureti,</p>
<p>b) 11/2/1964 tarihli ve 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 29 uncu Maddesi kapsamında saklı tutulan haklarının kullanımına ilişkin belge sahibi kişilerden;</p>
<p>1) Dört adet vesikalık fotoğraf,</p>
<p>2) Kimlik belgesinin aslı veya Kurumca onaylı sureti,</p>
<p>3) Öğrenim belgesinin Türkçe tercümeli noter onaylı örneği,</p>
<p>4) 403 sayılı Kanunun 29 uncu Maddesi kapsamında saklı tutulan haklarının kullanımına ilişkin belge,</p>
<p>c) Batı Trakyalı Türklerden;</p>
<p>1) Dört adet vesikalık fotoğraf,</p>
<p>2) Kimlik belgesinin Kurumca onaylı sureti,</p>
<p>3) Öğrenim belgesinin Türkçe tercümeli noter onaylı örneği,</p>
<p>4) Emniyet makamlarından alınacak ikamet tezkeresi,</p>
<p>5) Türklük belgesinin aslı veya Kurumca onaylı sureti,</p>
<p>d) Yabancı uyruklu adaylardan;</p>
<p>Mütekabiliyet esasları çerçevesinde uyruğundaki ülkesinden aldığı avcılık belgesi Türkiye&#8217;de geçerli olmayan veya ilk defa avcılık belgesi alacak olan yabancı uyruklu adaylardan;</p>
<p>1) Dört adet vesikalık fotoğraf,</p>
<p>2) Pasaportunun noter tasdikli Türkçe tercümesi,</p>
<p>3) Türkiye&#8217;de ikamet iznine dair belge,</p>
<p>4) Öğrenim belgesinin noter tasdikli Türkçe tercümesi,</p>
<p>5) Avcılık belgesi almaya engel halinin bulunmadığına dair sağlık beyanı,</p>
<p>istenir.</p>
<p>Başvuruların Kabulü</p>
<p>Madde 11 &#8211; Kursiyer adayları, bir dilekçe ve ekinde bu Yönetmeliğin 10 uncu maddesinde sayılan belgelerle birlikte, kursun açılacağı yerin il müdürlüğü, mühendislik, merkez müdürlüğüne ve başkanlığa veya özel avcı eğitimi kursuna başvuruda bulunur. Dilekçe ve ekleri, ilgili birimler tarafından incelendikten sonra evrakı tamamlanmış olan adayların kayıtları yapılır.</p>
<p>Kursa Devam</p>
<p>Madde 12 &#8211; Kurslara devam zorunludur. Kurs süresinin beşte biri kadar devamsızlık gösterenlerin kaydı silinir. Her ders için yoklama yapılması zorunludur. Derslerin bir bölü ikisine devam etmeyenlere devamsızlık işlemi yapılır.</p>
<p>Disiplin</p>
<p>Madde 13 &#8211; Kursa geç kalmayı alışkanlık haline getiren, eğitim ve öğretimi aksatan, kursun normal düzenini bozan kursiyerler yazılı olarak ikaz edilir. Yapılan ikazlara rağmen bu tutum ve davranışlarında ısrar edenlerin kayıtları silinir. Kurstan herhangi bir sebepten dolayı ayrılanların veya kaydı silinenlerin evrakı istekleri halinde iade edilir.</p>
<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM:Kurslarda Eğitim, Öğretim ve Programlar</p>
<p>Kurslarda Eğitim-Öğretim</p>
<p>Madde 14 &#8211; Kurslarda eğitim-öğretim, teorik ve uygulamalı olarak iki bölümde yapılır. Teorik dersler tamamlandıktan sonra uygulamalı eğitime başlanır.</p>
<p>Kurs Programları</p>
<p>Madde 15 &#8211; Kurslarla ilgili eğitim programları Genel Müdürlük ile Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü konu uzmanları tarafından birlikte hazırlanır. Millî Eğitim Bakanlığının onayından sonra uygulamaya konulur.</p>
<p>Programda Değişiklik ve Uyarlama</p>
<p>Madde 16 &#8211; Program süresi, konusu ve dersler üzerindeki değişiklikler veya uyarlamalar Genel Müdürlük tarafından Millî Eğitim Bakanlığına önerilir. Öneri üzerinde değerlendirme yapıldıktan sonra gerekli onay alınarak, değişiklik veya uyarlama gerçekleştirilir.</p>
<p>Haftalık Ders Saati</p>
<p>Madde 17 &#8211; Haftalık kurs programı merkezin şartları, imkanları, kursiyerlerin katılım durumları ve benzeri hususlar dikkate alınmak suretiyle haftada en az onbeş en fazla yirmi saat olmak üzere hazırlanır ve uygulanır. Zorunlu hallerde mülki amirliklerin onayı alınmak suretiyle haftalık ders saatlerinde değişiklik yapılabilir.</p>
<p>Çalışma Saatleri</p>
<p>Madde 18 &#8211; Kurslar, kursiyerlerin talep ve ihtiyacına, çevre şartları, imkanlar ve kursa katılacakların özelliklerine göre cumartesi ve pazar günleri de dahil olmak üzere günün yedi ile yirmidört saatleri arasında düzenlenir.</p>
<p>Ders Saati Süresi</p>
<p>Madde 19 &#8211; Bir ders saati süresi kırk, iki ders saati arasındaki dinlenme süresi on dakikadır. Teorik derslerin uygulamalı konuları iki ders saati birleştirilerek blok ders halinde yapılabilir. Atış eğitimi dersinin üç saati birleştirilerek blok ders halinde yapılabilir.</p>
<p>Ders Notları</p>
<p>Madde 20 &#8211; Derslerde kurs programına uygun olarak hazırlanan yayınlar kullanılır. Yayınların basımı ve satış işlemleri, il müdürlüklerine bağlı döner sermaye saymanlıkları tarafından yürütülür.</p>
<p>BEŞİNCİ BÖLÜM:Uzman ve Usta Öğreticiler, Nitelikleri ve Görevlendirilmeler</p>
<p>Uzman ve Usta Öğreticilerde Aranacak Şartlar</p>
<p>Madde 21 &#8211; Kursta eğitici olarak görev yapacak uzman ve usta öğreticiler;</p>
<p>a)Yörede konuyla ilgili üniversite öğretim elemanları,</p>
<p>b)Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okul ve kurumlarda görev yapıp, avcı eğitimi programındaki derslere uygun branş öğretmenleri ve diğer personel,</p>
<p>c) İl müdürlüğü personelinden konularında uzman olanlar,</p>
<p>d) Ekoloji dersi için, üniversitelerin orman ve ziraat fakülteleri ile üniversitelerin biyoloji bölümünü bitirenler,</p>
<p>e) İlk yardım derslerine üniversitelerin tıp, diş hekimliği, eczacılık fakültesi mezunu olanlar, bulunmadığı takdirde ilkyardım dersi verme konusunda yetki belgesi sahibi olanlar,</p>
<p>f) Mevzuat dersi için, üniversitelerin hukuk fakültesi mezunları ve Genel Müdürlükten izin alınmak kaydıyla av ve yaban hayatı konusunda çalışan teknik elemanlar,</p>
<p>g) Av ve yaban hayatı ile ilgili faaliyette bulunan dernek ve gönüllü kuruluşların üyeleri, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne bağlı lisanslı atıcılar ile resmî ve serbest olarak çalışıp, kurs programındaki derslere uygun branşlarda öğreticilik yapabileceklerini belgelendiren en az lise mezunu kişiler, arasından seçilir.</p>
<p>Kurs ve Ders Ücretleri</p>
<p>Madde 22 &#8211; Kursa katılacak kursiyerler, kurs katılım payı olarak kursun açıldığı il müdürlüğünün döner sermaye hesabına elli Yeni Türk Lirası veya elli milyon Türk Lirası yatırmak zorundadır. Bu katılım payı her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında arttırılarak uygulanır. Kursta görev alacak uzman ve usta öğreticilerin ders ücretleri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 176 ncı maddesi çerçevesinde ödenir. Ödemeler yürürlükteki mevzuat çerçevesinde, il müdürlükleri bünyesinde bulunan döner sermaye saymanlıklarınca, döner sermaye bütçesinin ilgili faslından yapılır.</p>
<p>625 sayılı Kanun kapsamında açılan kurslar hariç, yaygın eğitim kapsamında ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı yerlerde ve halk eğitim merkezleri ile mesleki eğitim merkezlerinde düzenlenecek kurslarda görevlendirilecek uzman ve usta öğreticilerin ücretle okutacakları ders saatlerinin sayısı, aranacak nitelikler ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar, 657 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi çerçevesinde belirlenir.</p>
<p>Kurs ve Usta Öğreticilerin Giderleri</p>
<p>Madde 23 &#8211; Kurslarda il ve ilçe dışından görevlendirilecek uzman ve usta öğreticilere, kursa katıldıkları süreler dikkate alınarak yapılacak yolluk ve yevmiye giderleri, 6245 sayılı Harcırah Kanunu ile yılı Bütçe Kanununa ekli H cetveli hükümleri çerçevesinde yapılır ve bu ödemeler Bakanlıkça karşılanır.</p>
<p>Kurslarda Kullanılacak Araç Gereçler</p>
<p>Madde 24 &#8211; Avcı eğitim kurslarında; slayt makinesi veya projeksiyon cihazı, yazı tahtası, VCD veya DVD oynatıcı, televizyon, pusula ve harita ile ihtiyaç duyulacak diğer araç ve gereçler hazır bulundurulur. Eğitim ortamı merkezler tarafından sağlanır. Merkezlerde bulunmayan araç ve gereçler il müdürlükleri ile diğer kurum ve kuruluşlardan temin edilir. Kurslarda ihtiyaç duyulacak avcılıkla ilgili kitap, broşür ve benzeri eğitim materyali ise il müdürlüğünce sağlanır.</p>
<p>ALTINCI BÖLÜM:Kursların Denetimi, Kayıtların Tutulması ve Yeterlilik Sınavı</p>
<p>Kursların Denetimi</p>
<p>Madde 25 &#8211; Kursların denetimi, kurs faaliyetlerinin izlenmesi ve değerlendirilmesi merkezde Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü ve Genel Müdürlükçe, taşrada ise İl ve İlçe Millî Eğitim müdürlükleri, başkanlık ve merkez müdürlüklerince müştereken yapılır.</p>
<p>Kayıtların Tutulması</p>
<p>Madde 26 &#8211; Kursa ve kursiyerlere ait tutulması gereken defterler ile bütün kayıtların kütüğe işlenmesi, başvuruların ve kursa ait belgelerin saklanması işleri başkanlık veya merkez tarafından yapılır.</p>
<p>Yeterlilik Sınavı</p>
<p>Madde 27 &#8211; Kurs sonunda kursiyerlerin başarısını tespit etmek üzere sınav yapılır. Sınavlarda başarı gösterenlere örneği ekli (Ek-1) Avcı Eğitimi Kurs Bitirme Belgesi verilir.</p>
<p>(Değişik fıkra : 28/05/2006 &#8211; 26181 S.R.G yön/3.mad) Sınavlar merkez müdürü veya görevlendireceği müdür yardımcısının başkanlığında, şube müdürü veya görevlendirilen ilgili mühendis ve kursta görev yapan bir uzman ve usta öğreticiden oluşan üç kişilik komisyon tarafından gerçekleştirilir.</p>
<p>Başarı Değerlendirmesi</p>
<p>Madde 28 &#8211; Başarı değerlendirmesi yüz tam puan üzerinden ve tüm dersleri içerecek şekilde çoktan seçmeli test usulü ile yapılır. Yanlış cevaplar doğruları etkilemez. En az atmış puan alan başarılı sayılır. Uygulama sınavı için gerekli eğitim ortamı merkez müdürlüğü, mühendislik ve il müdürlüğü tarafından sağlanır.</p>
<p>Belgenin Hazırlanması</p>
<p>Madde 29 &#8211; Belge düzenlenirken, başkanlık veya merkez tarafından belgedeki bütün bilgiler tam, okunaklı, silinti ve kazıntı yapılmadan siyah mürekkeple veya bilgisayarla yazılır, kütüğe işleniş sırasına göre sıra numarası verildikten sonra il müdürü ve başkanlık veya merkez müdürü tarafından imzalanır. Soğuk damgası yapılır. Kursiyerlere imza karşılığı teslim edilir.</p>
<p>Sınav Hakkı</p>
<p>Madde 30 &#8211; Sınavlarda başarısız olan kursiyerlere, kurslara devam etmeksizin tamamlanan kurslar sonrası üç defa sınava girme hakkı verilir.</p>
<p>YEDİNCİ BÖLÜM :Avcılık Belgelerinin Verilmesi</p>
<p>Avcılık Belgesi Başvurusunda Bulunan Yerli Avcılardan İstenen Belgeler</p>
<p>Madde 31 &#8211; Avcı eğitimi kurslarına katılarak başarılı olan Türkiye Cumhuriyeti uyruklulara avcılık belgesi verilmesinde;</p>
<p>a)Avcı Eğitim Kursu Bitirme belgesinin aslı,</p>
<p>b) Üç adet vesikalık fotoğraf,</p>
<p>(c) (Mülga bend: 31/07/2009 &#8211; 27305 S.R.G Yön\2.mad)</p>
<p>(d) (Mülga bend: 31/07/2009 &#8211; 27305 S.R.G Yön\2.mad)</p>
<p>e) 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde avcılık belgesi harcının yatırıldığına dair makbuzun aslı,</p>
<p>f) Sabıka kaydı olmadığına dair belge,</p>
<p>g) Süresi geçmemiş av tezkeresi veya yivsiz tüfek ruhsatnamesi ibraz edenler hariç sağlık raporu, istenir.</p>
<p>Yerli Avcılara Avcılık Belgesi Verme Yetkisi ve Belge Düzenlenmesi</p>
<p>Madde 32 &#8211; Avcılık belgesi, 31 inci maddede belirtilen belgelerle başvuran yerli avcılara, il müdürlüklerince verilir.</p>
<p>Avcılık belgesinin şekli ve ebadı Bakanlıkça belirlenir. Belgedeki bütün bilgiler tam, okunaklı, silinti ve kazıntı yapılmadan siyah mürekkeple veya bilgisayarla yazılır, fotoğraf yapıştırılır, kütüğe işleniş sırasına göre, sıra numarası verildikten sonra şube müdürünce parafe edilir, il müdürü tarafından mühürlenerek imzalanır ve belge sahibine imza karşılığı teslim edilir. Avcılık belgesi verilirken, 492 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yatırılan harç makbuzunun ibrazı zorunludur.</p>
<p>Türkiye&#8217;de İkamet Eden Yabancı Uyruklulara Yabancı Avcılık Belgesi Verilmesi</p>
<p>Madde 33 &#8211; Türkiye&#8217;de ikamet eden ve avcı eğitimi kursu bitirme belgesi almış olan;</p>
<p>a) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 29 uncu maddesi kapsamında saklı tutulan haklarının kullanımına ilişkin belge sahibi kişilere,</p>
<p>b) Türklük belgesi sahibi Batı Trakyalı Türklere,</p>
<p>c) 5683 sayılı Yabancıların Türkiye&#8217;de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanunun 3 üncü maddesi kapsamında emniyet makamlarınca ikamet tezkeresi verilen yabancı uyruklulara ve uluslar arası kuruluş temsilciliklerinde görevli kişilere,</p>
<p>d) 5683 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında olan diğer devletlerin Türkiye&#8217;deki diplomatik temsilciliklerindeki birinci sınıf diplomatik kimlik sahibi büyükelçileri ile birinci sınıf diplomatik kimlik sahibi büyükelçilik görevlilerine ve birinci sınıf diplomatik kimlik hamili başkonsoloslar ile birinci sınıf diplomatik kimlik sahibi konsolosluk görevlilerine,</p>
<p>e) Uluslar arası kuruluş temsilciliklerindeki birinci sınıf diplomatik kimlik belgesi sahibi görevlilere,</p>
<p>4915 sayılı Kanun ve bu Kanun çerçevesinde yayımlanan yönetmelik hükümleri çerçevesinde Genel Müdürlükçe yabancı avcılık belgesi verilir.</p>
<p>Tutulması Gereken Defter ve Cetveller</p>
<p>Madde 34 &#8211; Avcılık belgelerine ilişkin kayıt ve dosyalar şube müdürlüklerince, yabancı avcılık belgeleri ile ilgili kayıt ve dosyalar Genel Müdürlükçe saklanır. Avcılık belgesi kayıt defteri (Ek-2) örneğine uygun olarak bastırılır. Avcılara verilen belgeler, veriliş tarihi itibari ile seri numarasına göre sıralanacak şekilde işlenir.</p>
<p>Açıklamalar kısmına, avcının varsa 4915 sayılı Kanun çerçevesinde işlemiş olduğu suçlar yazılır.</p>
<p>Avcılık belgesi kayıt defterindeki bilgileri içeren cetvel, il müdürlüklerince her ayın başında Genel Müdürlüğe gönderilir.</p>
<p>SEKİZİNCİ BÖLÜM:Avcılık Belgesinin İptali ve Vize Edilmesi</p>
<p>Avcılık Belgesinin İptali</p>
<p>Madde 35 &#8211; 4915 sayılı Kanunda belirtilen hükümler çerçevesinde suç işleyenlerin avcılık belgesi, belgeyi veren makam tarafından iptal edilir. Avcılık belgesi iptal edilen yerli avcılar il müdürlüğü tarafından beş iş günü içinde Genel Müdürlüğe bildirilir.</p>
<p>Avcılık Belgelerinin Vize Edilmesi, Kaybolması ve/veya Yıpranması</p>
<p>Madde 36 &#8211; Avcılık belgeleri 492 sayılı Kanun çerçevesinde her yıl belirlenen harcın yatırılması ve makbuzun ibraz edilmesi şartıyla il müdürlüklerince vize edilir. Vize harçları 492 sayılı Kanun gereğince Ocak ayı içerisinde vergi dairelerine ödenir.</p>
<p>Avcılık belgelerinin vize yerlerinin dolması, kullanılamayacak halde yıpranması veya kaybolması durumunda, belge sahibince bir dilekçe ile iki adet fotoğraf ve o yıla ait avlanma harcının yatırıldığına dair makbuz karşılığında, avcılık belgesi yenisiyle değiştirilir. Eski belge il müdürlüğünce teslim alınarak imha edilir. Belgenin yenilendiği yıla ait harcın ödenmiş olması halinde yeniden düzenlenecek belge için harç ödenmez.</p>
<p>DOKUZUNCU BÖLÜM:Çeşitli Hükümler</p>
<p>Kurs Açma Yerleri</p>
<p>Madde 37 &#8211; Kurslar halk eğitim merkezlerinin yanı sıra ihtiyaç halinde mesleki eğitim merkezlerinde de açılabilir.</p>
<p>Güvenlik Tedbirleri</p>
<p>Madde 38 &#8211; Kurslarda iş kazalarına yangın ve diğer tehlikelere karşı ilk yardım ve güvenlik tedbirleri başkanlık veya merkez müdürü tarafından alınır ve sürekli uygulanması sağlanır.</p>
<p>Kurs Bitirme Belgesinin Kaybolması ve Yıpranması</p>
<p>Madde 39 &#8211; Avcı eğitimi kursu bitirme belgesinin kaybedilmesi ve yıpranması durumunda dilekçe ile müracaat eden belge sahibine avcı eğitimini bitirdiğine dair kursiyerin belge aldığı yerin başkanlığı veya merkez müdürlüğü tarafından belge verilir.</p>
<p>Daha Önce Alınan Avcı Eğitimi Belgeleri</p>
<p>Madde 40 &#8211; Mülga Orman Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında 1/5/2000 tarihinde imzalanan işbirliği protokolü gereğince yapılan kurslarda alınan avcı eğitim kursu bitirme belgesi sahiplerinin hakları saklıdır.</p>
<p>Hüküm Bulunmayan Haller</p>
<p>Madde 41 &#8211; Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, 6245 sayılı Harcırah Kanunu, 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu, 2521 sayılı Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı Alım Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanun ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun hükümleri geçerlidir.</p>
<p>Avcı Eğitiminde Karşılaşılan Güçlüklerin Giderilmesi</p>
<p>Madde 42 &#8211; Bu Yönetmelik çerçevesinde yürütülen kursların yıllık değerlendirmesini yapmak, uygulamada karşılaşılan ve/veya karşılaşılacak güçlüklerin giderilmesi için, görüş alış verişinde bulunmak amacıyla Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğünün başkanlığında, her iki bakanlığın belirleyeceği uzmanların katılımı ile her yıl Kasım ayının son haftası içerisinde değerlendirme toplantısı yapılır. Alınan kararlar uygulamaya konulur.</p>
<p>ONUNCU BÖLÜM:Son Hükümler</p>
<p>Yürürlük</p>
<p>Madde 43 &#8211; Bu Yönetmelik 1/4/2005 tarihinde yürürlüğe girer.</p>
<p>Yürütme</p>
<p>Madde 44 &#8211; Bu Yönetmelik hükümlerini Çevre ve Orman Bakanı yürütür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.avcilik.org/?feed=rss2&#038;p=47</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Av tüfeği çeşitleri</title>
		<link>http://www.avcilik.org/?p=45</link>
		<comments>http://www.avcilik.org/?p=45#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Feb 2011 02:51:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Av Silahları]]></category>
		<category><![CDATA[Av tüfeği çeşitleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.avcilik.org/?p=45</guid>
		<description><![CDATA[Tek Kırma Superpoze ( Bindirikli ) Üst üste iki namludan oluşur, çoğunlukla alt namlu yarım şok ( Modified ) üst namlu ise tam şok ( Full Choke ) olur Superpozeler de tıpkı klasik çifteler gibi tek, çift tetikli veya selektörlü olabilirler. Çift tetikli tüfeklerde ön tetik alt namluyu arka tetik ise üst namluyu ateşler Kırma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="post_message_23195">
<div><strong> </strong></p>
<p><img id="ncode_imageresizer_container_1" src="http://img407.imageshack.us/img407/2387/resim072ww.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p><strong><span style="color: red;">Tek Kırma</span></strong></p>
<div>
<span style="color: black;"><strong><img src="http://img407.imageshack.us/img407/3144/resim085eg.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p><span style="color: red;">Superpoze ( Bindirikli )</span></strong></span></p>
<p><span style="color: black;"><strong>Üst üste iki namludan oluşur, çoğunlukla alt  namlu yarım şok ( Modified ) üst namlu ise tam şok ( Full Choke ) olur  Superpozeler de tıpkı klasik çifteler gibi tek, çift tetikli veya  selektörlü olabilirler.<span id="more-45"></span> Çift tetikli tüfeklerde ön tetik alt namluyu arka  tetik ise üst namluyu ateşler</p>
<p><img id="ncode_imageresizer_container_2" src="http://img407.imageshack.us/img407/9114/resim093il.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p><span style="color: red;">Kırma Çifte ( Side by Side )</span></strong></span></p>
<p><span style="color: black;"><strong>Kırma çifteler yan yana iki namludan oluşur,  kubuzdaki mafsaldan kırılarak doldurulan av tüfeğidir Standart olarak  sağ namluları yarım şok ve sol namluları tam şokludur; ancak istek ve  arzuya göre namlular farklılık gösterebilir Çiftelerin kullanıma  yansıyan en iyi özelliklerinden bir tanesi bu silahların mükemmel denge  özelliğine sahip olmasıdır Denge noktası olan kubuzla el kundağı  arasındaki nokta, nişan alma pozisyonunda her iki el arasındadır  Dolayısıyla eller arasında eşit bir denge dağılımı sözkonusu olur Kırma  çiftelerin geniş yüzeyi, avcılar tarafından özellikle yakın kalkan  avlarda bir avantaj olarak kabul edilir</strong></span></div>
</div>
</div>
<p><ins><ins id="google_ads_frame2_anchor"></ins></ins></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.avcilik.org/?feed=rss2&#038;p=45</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Midye&#8217;nin Anatomisi</title>
		<link>http://www.avcilik.org/?p=42</link>
		<comments>http://www.avcilik.org/?p=42#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Feb 2011 10:25:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Su & Balık Avcılığı]]></category>
		<category><![CDATA[Midye'nin Anatomisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.avcilik.org/?p=42</guid>
		<description><![CDATA[1. Ayak 2. Sinir sistemi 3. Ağız 4. Kaslar 5. Sinir Sistemi 6. Mide 7. Kalp 8. Böbrekler 9. Kaslar 10. Su (besin) çıkışı 11. Su (besin) girişi 12. Dış kabuk 13. Solungaç 14. Yumuşak doku 15. Yumurtalık 16. Barsak 17. Karaciğer]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img id="ncode_imageresizer_container_1" src="http://img242.imageshack.us/img242/6966/midye1mj5.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p>1. Ayak<br />
2. Sinir sistemi<br />
3. Ağız<span id="more-42"></span><br />
4. Kaslar<br />
5. Sinir Sistemi<br />
6. Mide<br />
7. Kalp<br />
8. Böbrekler<br />
9. Kaslar<br />
10. Su (besin) çıkışı<br />
11. Su (besin) girişi<br />
12. Dış kabuk<br />
13. Solungaç<br />
14. Yumuşak doku<br />
15. Yumurtalık<br />
16. Barsak<br />
17. Karaciğer 		 		   <ins><ins id="google_ads_frame2_anchor"></ins></ins></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.avcilik.org/?feed=rss2&#038;p=42</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Balıkların Anatomisi</title>
		<link>http://www.avcilik.org/?p=40</link>
		<comments>http://www.avcilik.org/?p=40#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Feb 2011 10:22:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Su & Balık Avcılığı]]></category>
		<category><![CDATA[Balıkların Anatomisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.avcilik.org/?p=40</guid>
		<description><![CDATA[Tatlı su veya tuzlu su da yaşayan balıkların hepsinin vücut anatomisi aynıdır sadece balina ve yunus bunun dışında kalır onlarda solunumları itibari ile farklılık gösterirler onun dışında vücutlarındaki bütün organlar aynıdır. Balıklar su içerisinde yaşamlarını sürdürdükleri için vücut yapıları da buna uyumludur. Balık, solungaçları ile solunum yapan, vücut ısıları çevreye bağlı olarak değişen, soğukkanlı, yürekleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tatlı su veya tuzlu su da yaşayan balıkların hepsinin vücut anatomisi aynıdır sadece balina ve yunus bunun dışında kalır onlarda solunumları itibari ile farklılık gösterirler onun dışında vücutlarındaki bütün organlar aynıdır. Balıklar su içerisinde yaşamlarını sürdürdükleri için vücut yapıları da buna uyumludur.<br />
Balık, solungaçları ile solunum yapan, vücut ısıları çevreye bağlı olarak değişen, soğukkanlı, yürekleri çift gözlü, çoğunun vücudu pullu, genellikle yumurta ile üreyen, suda yaşayan omurgalı hayvanların<span id="more-40"></span> genel adı.<br />
Bir kulakcık ve karıncıktan meydana gelen yüreklerinde daima kirli kan bulunur. Yürekten çıkan kirli kan solungaçlarda temizlendiğinden, vücutta temiz kan dolaşır. Ağızdan alınan su, solungaçlardan dışarı atılırken suda çözülmüş oksijen, osmozla kana verilir. Bu arada suda bulunan besinler ise yutulur. Köpek balıklarında su hem ağızdan hem de ilk solungaç yarığından alınır. Tuzlu su balıkları su içtikleri halde, tatlı su balıkları su içmezler. Gerekli su ihtiyaçlarını solungaç zarlarından osmozla alırlar. Deniz balıkları içtikleri suyun tuzunu böbrekle değil, solungaçları ile ayırır. Balıklarda göğüs ve karın yüzgeçleri çift, sırt, kuyruk ve anal yüzgeçleri tektir. Tek yüzgeçler nadiren birden fazla olsalar da simetrik çiftler meydana getirmezler.</p>
<p>Uçan balıklar çok gelişmiş olan göğüs yüzgeçlerini açarak bir-iki dakika su üstünde uçabilirler. Yaşadığı yerlerde su kuruduğu zaman balçığa gömülüp akciğer solunumu yapabilen, sürünerek gölden göle geçebilen, kısa bir süre havada uçabilen, elektrik ve ışık üretebilen çeşitli balık türleri mevcuttur. Balıkların pulları birbirleri üzerine kiremit gibi dizilmiş, kemiksi, kaygan ve antiseptiktir. Antiseptik mukus salgısı, üzerine yapışan bakteri ve sporları yok eder.<br />
Balıkların hareket etmesinde önemli rol oynayan değişik kuyruk tipleri mevcuttur. Çatallanmış kuyruk tipine difiserk, çatallı olup eşit parçalı olana homoserk, köpek balıklarında olduğu gibi çatalları eş olmayan kuyruk tipine de heteroserk denir.<br />
Balıklar omurgalı canlılar içerisinde sayıca en fazla olanıdır. Çalışmalarda balık türünün 40.000 kadar olduğu söylenmektedir.<br />
Balıkların günümüzde sportif ve akvaryumdaki değeri yanında büyük bir protein kaynağı olması ticari değerini arttırmaktadır. Balıkların yeryüzündeki dağılımları o kadar geniştir ki, Antartika sularında, sıcak tropikal sularda, acı sularda, tatlı sularda, ışığın ulaştığı dağ derelerinde veya insanların henüz ulaşamadığı oldukça derin ve karanlık sularda yaşayabilmektedir. Üç türlü beslenme görülür: Herbivor (otçul), karnivor (etçil) ve omnivor (hem et hem de bitkisel besin yiyenler). Yalnız çenelerinde değil, bütün ağız boşluklarında ve yutaklarında sıralanış ve şekil olarak birbirinden farklı birçok diş bulunur. Bu genelde beslenme şekillerine göredir. Bazılarında farinks (yutak) dişleri gelişmiştir. Yalnız Mersin balıklarında ve Demetsolungaçlılarda diş bulunmaz.</p>
<p>Balıklarda gözler yüksek omurgalılara benzer. Kornea daha düz ve mercek daha yuvarlaktır. Kornea, merceğin önünde koruyucu bir görev yapar. İris; kırmızı, siyah, portakal rengi, mavi, yeşil olabilir. Balıklarda göz yapısı, yaşadıkları çevreye uygun bir özellik arz eder. Işığın kolay geçtiği temiz sularda yaşayanlar iyi görür ve renkleri ayırt ederler. Derinde yaşayanlarda gözler oldukça büyük olup, ışığın zayıf olarak ulaştığı daha derinlerde teleskop gözlü olanlarına da rastlanır. Bulanık sularda yaşayan balıklarda ise gözler küçülmüştür. Kör mağara balıklarında gözler görev yapmaz. Işık olmadığından gözlere ihtiyaç duymazlar. Balıklarda gözyaşı bezi ve gözkapağı bulunmaz. Yalnız Raja balıklarında üstten gelen ışığa karşı gözü korumak için üzeri pullu kalın bir kapak vardır. Balıklar dinlenme halinde yakını görür, uzak için uyum yapar. Memelilerde durum tersinedir. Bazı dişli sazanlarda gözler yatay bir bantla ikiye ayrılmıştır. Üstteki kısım havada, alttaki kısım suda görmeye yarar. Böyle balıklara &#8220;dört gözlü&#8221; denir.</p>
<p>Balıklarda tat alma cisimcikleri dudaklarda, farinkste, burun epitelyde baş derisinde bıyıkların uçlarında yerleşmiş olduğu gibi bazılarında da ağız içinde yerleşmiştir. Balıklarda dil yoktur. Olanlarında da gelişmemiştir. Sazanların ağzı içinde çok kalın kastan yapılmış yastık şeklinde bir yapı bulunur. Bu organ tat almaya yarar. Balıklar bazı maddeleri memelilerden daha iyi ayırt edebilirler. Sazanlar tatlı, tuzlu, acı suyu ve asitli ortamı ayırt edebilirler.</p>
<p>Dokunma duyusunda bıyıkların rolü büyüktür. Bıyıklar tat almada etkili olduğu gibi, besin bulma ve dokunma organı olarak da görev yaparlar.<br />
Balıkların baş, gövde ve yüzgeç derileri üstünde tomurcuk veya çukurcuklar halinde küçük duyu organları mevcuttur. İçlerinde sinir uçları dallanmış haldedir. Görevleri; yaklaşan düşmanı, sıcaklık değişimini, besin ve tuzluluğu hissetmektir. Duyuda yan organın da etkisi önemlidir. Bazı derin deniz balıklarının yüzgeç ışınlarında uzamış olan bazı kısımlarında duygu organları yer almıştır.</p>
<p>Balıklarda dış ve orta kulak yoktur. İşitme organı bir kapsül içinde bulunan iç kulaktan ibaret olup, sudaki ses titreşimlerini idrak eder. Bu işitme organına labirent denir. İşitmede etkili olduğu gibi, dengenin sağlanmasında, ağırlık ve yerçekimi tespitinde de önemli rol oynar. İçlerinde kalsiyum karbonattan yapılmış otolit adı verilen cisimcikler de bulunur. Bazı balıklarda hava kesesinin ön kısmının her iki yanında iç kulakla ilişkili dörder adet kemikcik bulunur. Weber cihazı adını alan bu sistem ses dalgalarını ve basınç değişimini iç kulağa ileterek daha iyi işitmeğe yardım eder. Küçük frekanslı titreşimler, yanal çizgi sistemiyle idrak edilir. Bu, vücudun yanlarında derinin altında uzanan içi mukus dolu bir çift kanaldır. Belirli aralıklarla bu kanalı pulların arasından veya ortasından dışarı bağlayan yollar, bu yolların ucunda içinde sıvı ve sinir hücreleri bulunan bir torba vardır. Sudaki titreşimler bu sıvıya geçerek sinir hücreleri tarafından idrak edilir. Mesaj daha sonra sinirler vasıtasıyla beyne iletilir.<br />
Bir başka balığın hareketinin doğurduğu titreşimleri, yanındaki balık bu yolla duyar. Yan organ çok alçak frekanslı titreşimleri idrak edip işitmeye yardımcı olduğu gibi, su akıntısının yönünü, sıcaklık ve soğukluk farklarını da tesbit eder. Yan organ işitmede de yardımcı olur. Ses ve basınç dalgalarını tesbit edebilir. Kemikli balıklarda, vücudun her iki yanında solungaçlardan kuyruk yüzgecine kadar uzanır.</p>
<p>Balıklarda burun (nostril), solunum için değil, suda çözünmüş kimyasal maddeleri koklamaya yarayan bir duyu organıdır. Koku alma kapsülleri üst çene üzerinde bulunan bir çift (veya bir adet) burun çukuruna yerleşmiştir. Koku maddelerini taşıyan su burun deliklerine girip çıkarken, koklama kapsüllerini yalayarak sinirleri uyarır. Bu duyu köpek balıkları gibi bazı balıklarda çok kuvvetlidir. Köpek balıkları kan kokusunu yüzlerce metre uzaktan alabilirler.</p>
<p>Balıkların suda batmadan durmasını sağladığı için önemlidir. Sindirim kanalının bir uzantısı olup, sırt tarafta torba şeklindedir. İçi CO2, O2 ve azot gazları ile doludur. Balığın yoğunluğunu, suyun yoğunluğuna göre ayarlar. Balık suda batmadan durmak için, içindeki gazı artırarak keseyi şişirir. Yüzerken havasını azaltır. Bazı balıklarda yüzme kesesi ikiye ayrılmıştır. Yüzme kesesi solunum, hidrostatik görev, ses meydana getirme ve bazı uyartıları hissetmede de etkilidir. Bütün balıklarda hava kesesi bulunmaz. Böyle balıklarda yağlı vücut ve göğüs yüzgeçleri batmalarına mani olur. Dip balıklarında ise zaten gereksizdir.</p>
<p>Yumurtlama zamanlarında dişi balık, bir kaç saat içinde dibe binlerce yumurta bırakır. Erkek, yumurtalar üzerine sperm ihtiva eden sıvısını püskürterek yumurtaları döller. Böyle döllenmeye vücut dışında cereyan ettiğinden dış döllenme denir. Yumurtadan çıkan yavrular, etraftaki plankton denen küçük organizmaları yiyerek gelişirler. Köpek balığı gibi bazı balıklarda döllenme, dişinin vücudunda olur. Yumurtalar vücud içinde açıldığından doğuruyormuş hissini verir. Böyle doğurucu balıklara ovovivipar denir. Zaman zaman bazı balıklar hermofrodit (erkek ve dişi organa sahip) olurlar. Uskumru, sazan ve alabalıklarda bu duruma rastlanır.<br />
<img id="ncode_imageresizer_container_1" src="http://img510.imageshack.us/img510/2474/balk20anatomisi20120copgl8.jpg" border="0" alt="" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.avcilik.org/?feed=rss2&#038;p=40</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Olta Balıkçılığında Bilinmesi Gerekenler</title>
		<link>http://www.avcilik.org/?p=38</link>
		<comments>http://www.avcilik.org/?p=38#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Feb 2011 10:18:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Su & Balık Avcılığı]]></category>
		<category><![CDATA[Olta Balıkçılığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.avcilik.org/?p=38</guid>
		<description><![CDATA[*En bol balık Akdeniz’de bulunuyor. * Ege kıyıları da balıkçılık için ideal mekanlardir. * Olta balıkçılığının en az yapıldığı deniz Karadeniz. Çok dalgalı olması ve coğrafi yapısı olta balıkçılığının yapılamamasının en büyük sebebi. * En fazla alabalık ise hırçın ve serin suları ile bilinen Karadeniz Bölgesi’nde bulunuyor. Zira alabalık serin ve bol oksijenli sularda yaşıyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>*En bol balık Akdeniz’de bulunuyor.<br />
* Ege kıyıları da balıkçılık için ideal mekanlardir.<br />
* Olta balıkçılığının en az yapıldığı deniz Karadeniz. Çok dalgalı olması ve coğrafi yapısı olta balıkçılığının yapılamamasının en büyük sebebi.<br />
* En fazla alabalık ise hırçın ve serin suları ile bilinen Karadeniz Bölgesi’nde bulunuyor. Zira alabalık serin ve bol oksijenli sularda yaşıyor. Fakat Anadolu&#8217;da su ısısı 15 derecenin altındaki dere ve göllerde de alabalık var.<span id="more-38"></span><br />
* Denize kıyısı bulunmayan şehirlerde ise göl, baraj ve akarsularda balık tutmak mümkün.<br />
* Göl ve göletlerde balık tutmak için ideal yerler gölete su girişi yapan dere ağızları ve suyun göletten dışarı çıktığı yerlerdir. Göl kenarında ağaç ve bitki örtüsünün yoğun olduğu yerlerde balıklar yoğunlukta olduğu için iyi av verir.<br />
* Akarsularda balık tutmak için ağaç dalları veya köklerinin suya girdiği noktalar, suların durgunlaştığı ve göllendiği iki akarsuyun birbirine karıştığı noktalar ve yüksekten döküldüğü yerler ideal.<br />
* Türkiye tatlı su balığı açısından çeşit bolluğu yaşayan bir ülke. Özellikle alabalık ve sazan tatlı sular içinde oldukça yaygın.<br />
* Balık tutmanın püf noktalarını, nerede nasıl tutulacağı konusunda daha çok bilgiyi internetten bulmak mümkün. bunlardan sadece birisi. * Balık tutmak isteyenler bunun için gerekli malzemeleri 50 milyondan 500 milyona kadar değişen fiyat aralığında temin edebiliyor.</p>
<p>OLTA TAKIMI MALZEMELERİ<br />
OLTA İĞNESİ (KANCALAR) İğneyi “balığı tutmak ve kaçırmamak üzere özel olarak hazırlanmış demir bir çengeldir” diye kısaca tarif edebiliriz.<br />
Balık avcısının en önemli malzemelerinden biriside olta iğneleridir. Yaklaşık İ.Ö. 2000 yıllarında Mısır’daki bazı yapıtlar üzerinde iğne ile balık avlayanların figürlerine rastlanmaktadır. İ.Ö. 4. yüzyılda balıkçılığın kitabını çıkartan Çinlilerden kalma belgelerde balık avı anlatılırken iğneden bahsedildiğini görüyoruz, daha bir çok uygarlığın balık tutma aracı olarak iğne kullandığını bazı kaynaklar belgelemiştir.<br />
İnsanoğlunun ilk gereçlerinden biri olan balık iğnesinin atası, yaklaşık 2,5 cm. uzunluğunda her iki ucu sivri oltaya sabitlenmiş bir tahta, kemik veya taş parçası idi. Bu ilkel iğne yemle kaplanırdı. Eski çağlarda madenlerin kullanılmaya başlamasıyla, iğnede günümüze kadar birçok değişikliğe uğrayarak gelişmiştir.<br />
İğneler biçimlerine, boylarına, renklerine ve işlevselliklerine göre sınıflandırılmıştır.<br />
Sinek iğnesi en küçüklerindendir, düz veya çapraz, kısa veya uzunsaplı, çelik, kalaylı, bronz, sarı, gözlü veya gözsüz, kısa pala, uzun pala, delikli veya deliksiz, kertikli veya benekli, kuyruklu gibi adları vardır. Ayrıca ikili üçlü iğneler hatta çok iğneli kancalar mevcuttur.<br />
Yukarıda belirtilen iğnelerin birbirinden farklı olan bir çok özellikleri vardır. Her biri belirli tecrübeler sonucu tasarlanmıştır ve hepsinin işlevleri farklıdır.<br />
İğnenin özelliği, kalite numarasıyla belirlenir. Örneğin uskumru için kullanılan iğnenin kalite numarası 1795, boyu ise 1 veya 2 numaradır. İğnelerin büyüklükleri numaralandırılmıştır. 1 numara merkezde kabul edilir. Bu numaradan sağa doğru sıralanan sayılar küçülmeyi, ifade eder, 1 numaradan sola doğru sıralananlar sayılar ise daha büyüyen iğneleri ifade eder.</p>
<p>Ayrıca iğnelerin farklı sapları vardır, avlanılması istenilen balığın kesici dişli ise uzun saplı iğne seçilir, kırıcı diş ve çene yapısına sahip balıklar için kısa saplı, kalın yapılı ve geniş dirsekli iğneler kullanılır. İğne seçimi belirli tecrübeler sonucu belirlenir. Fakat, sağlam, kolay paslanmayan, ucu keskin olanlar tercih edilmelidir.<br />
FIRDÖNDÜLER</p>
<p>Balık yakalandığında, onun çırpınışı ve mukavemeti yada olta takımının özelliğine göre misinanın düğüm olmasını önlemek için, çoğunlukla tüm olta takımlarının belirli yerlerine kendi ekseni üzerinde dönebilen halkalardan oluşan çeşitli şekillerde yapılmış fırdöndüler bağlanır. Paslanmayan pirinç veya nikelden yapılan fırdöndüler iki kulplu, üç kulplu olduğu gibi iğnelerde olduğu gibi büyüklük ve küçüklüklerine göre numaralandırılmıştır.</p>
<p>Yapılması istenilen olta takımı için, en uygun fırdöndüyü seçmek hangi boyutta ve hangi mesafeye bağlayacağını bilmek bir ustalıktır.</p>
<p>MİSİNALAR</p>
<p>Naylonun oltada kullanımı 1930’un sonuna doğru geliştirildi ve 2. Dünya Savaşından sonra, diğer sentetik malzemeler gibi olta malzemeleri de gelişmiştir. At kılının yerini de misinalar almıştır. Misinalar numaralandırılmıştır. 0,10 mm. kalınlığından 1.000 mm. kalınlığa kadar 10 &#8211; 20 &#8211; 30 &#8211; 40 &#8211; 50 &#8211; 60 &#8211; 70 &#8211; 80 &#8211; 90 &#8211; 100 numara ile ifade edilir. Numaralar yükseldikçe misinanın kalınlığı artar.<br />
Bu rakamlar misinanın kalınlığını belirler. 10 numara, 0,1 mm. 60 numara 0,6 mm. 100 numara 1 mm. kalınlığındadır.<br />
Misinalar genellikle saydamdır. Beyaz, yeşil, mavi, sarı, pembe vb. gibi avlanacak balığın cinsine ve avlanılacak suyun özelliğine göre renkleri seçilmelidir.<br />
Buruşuk, düğümlü, özürlü, aşırı katlanmış, çatlamış eski misinalarla balığa çıkmak hiç doğru değildir. Misinayı sararken ne çok sıkı, nede gevşek sarmamalıdır. Normal şekilde sarılmalıdır. Misina karıştığı zaman heyecanlı ve aceleci olmamak gerekir. Çözmeye başlamadan önce misina suyla iyice ıslanmalıdır.<br />
Misinalar farklı özelliklerine göre imal edilirler. Bu özelliklere aşağıda sadece bir firmanın ürettiği misinalardan örnekler vererek inceliyelim.<br />
- Tuzlu su balık avcılığında büyük darbe kontrolü gerektiği yerlerde performans göstermek üzere geliştirilen, kayalık deniz diplerinde, bataklıklarda avlanma üzere üretilen misinalar,<br />
- Direnci artırılan misinlar daha uzun ve hassa atışları sağlayacak yumuşak yapıya sahip, su içinde görülmeyen ve aşınma resistansı artırılmış misinalar,<br />
- Düşük sürtünme, düşük görünürlük, minimum esneklik özelliğine sahip, yemleme ve yüzdürme türü balık avcılığı için geliştirilen misinalar.<br />
- Orta ve ağır suni yemli balık avcılığında, yumuşak yapısı, hassas yemlemeyi ve uzak atışı sağlayan ve az esnek oluşu nedeniyle uzun mesafede dahi iğne kontrolü sağlayan misinalar.<br />
- Hızlı batması gereken durumlarda kulanılmak üzere geliştirilen yüksek dereceli fluar-karbon formülü ile imal edilen misinalar.<br />
- Alabalık avı için geliştirilmiş, çok esnek ve yumuşak olan malzeme ile hassas atış, düşük görünürlük ve doğal hareketin gerektiği yerlerde kullanılan misinalar.<br />
- Düşük çaplı misinadan olağanüstü güç elde edilen, üstün aşınma direnci ile kayalık deniz dibi yüzeyinde büyük balık çekmek için ideal misinalar.<br />
- Çok güçlü, hemen hemen sıfır esnekliğe sahip, ince çaplı ve sürtürmeyi azaltarak hassa atmayı sağlayan misinalar ve daha farklı özelliği olan çeşitli misinaları piyasada bulmak mümkündür.</p>
<p>- Ayrıca açık denizlerde orkinos, kılıç gibi iri balıkların avcılığında kullanılan çok sağlam, esnek olmayan sert malzemelerden yapılmış dakron gibi misinalar kullanılır.<br />
ŞAMANDIRA</p>
<p>Özellikle tatlı su balıkçılığında kullanılan bazı oltaların olta boyu ayarlama, yemi belli bir mesafede tutma, saz diplerine olta oturtma gibi görevleri üstlenir. Balık iğneye ilk tutulduğu zaman sabit bir güç yaratarak iğnenin balığın ağzına oturmasını sağladığı gibi, avcıya da iğnenin ucundaki balığı haber verir.<br />
Şamandıraların tutulacak balığın türüne (ki bu balığın yeme davranışı ile ilgilidir) göre, kullanılacak olta türünün birçok çeşidi vardır.</p>
<p>Tatlısu için iki örnek verecek olursak; kalem kalınlığında, ince uzun şamandıra yeme çok temkinli yaklaşan tatlı su kefalinde kullanılırken, yumruktan az küçük bir şamandıra da turna avı için idealdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.avcilik.org/?feed=rss2&#038;p=38</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

